Ağaoğlu’dan Pamuk’un ‘Nobel’i...
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat
Ağaoğlu’dan Pamuk’un ‘Nobel’i...

NTV-MSNBC
Güncelleme: 22:55 TSİ 10 Aralık 2006 Pazar

İSTANBUL - Yazar Orhan Pamuk, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Stockholm’de, törenle teslim aldı. NTV’nin canlı yayınladığı Ödül Töreni’ni, NTV stüdyolarına gelerek değerlendiren isimlerden biri de ünlü yazar Adalet Ağaoğlu’ydu.


Yazar Adalet Ağaoğlu’nun Orhan Pamuk’un Nobel Ödülü üstüne NTV’de 10 Aralık Pazar günü yaptığı konuşmanın tam metni:

Gündüzleri televizyon başına hemen hiç geçmediğim halde, oturmuş Fransız Parlamentosu’nda Ermeni soykırımını reddetmenin suç sayılması yasasının kabulü haberini izlemekteyim.

İçimden “buyrun bakalım şu Voltaire’lerin, Lamartine’lerin, ama asıl ‘Batı uygarlığının açmazlığına eğilmiş, Montesquieu’lerin topluca demokrasinin beşiği Fransa’sına!” diye geçmekte.

1953’te, 22 yaşlarımda Paris’e ilk ayak bastığım zaman kendimi bir yandan ‘özgürleşmiş’ sanırken, bir yandan da ‘ötekilik’ duygusunun yakama yapışmasıysa, içine yuvarlandığım büyük korkuyu, korkmaktan kaçışımın telaşını sanki yeniden yaşamaktayım. Oralarda kendime ‘Müslüman’ demekten utanışım, ‘uygar Batı’nın ‘Müslüman/Türk’ü küçümsemesine razıymışım gibi oluşum... Kendimi tanıdığım günlerden bu yana yakama yapışıp duran kriz anlarımdan biri, belki de en şiddetlisi... Tutunacak dal arayışım... derken telefon! Basından aranıyorum. “Adalet Hanım nasılsınız, şu anda ne yapıyorsunuz?” “İşte canım, haberleri izliyordum. Ne olacak?”

Meğer bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk’a verilmiş. Soruluyor: “Düşünceniz?” Fransa meclisinin kararıyla bu kanırın aynı zamana rastlaması tuhaf ve önemli bir şey. Bu tarihî bir an doğrusu...”

Şimdi şu anda bunu benden öğrenince, bir edebiyatçı olarak, ne hissetmektesiniz?”
“Roman yazıyor gibiyim. Orhan Pamuk’un romanımızın değişimine büyük. katkıları olmuştur; romanımızın kılığını kıyafetini değiştirme arayışlarına. (canım yani işte arayışlarıma) sağlam halkalar eklemiştir. Hakkıdır. Kendisini içtenlikle kutlarım.”

İster inanılsın/ister inanılmasın, böyle bir değer kabulü bana yapılmış gibi hissetmekteyim kendimi. Son on yıldır yurtiçinde, özellikle de yurtdışında çağrılı olduğum konferanslarda ısrarla ve inatla anlatmaya çalıştığım bir şey var: Türkiye ‘Cumhuriyet’ Edebiyatının şiir, özellikle de düzyazıda roman birikimi önemlidir, bu bir. Önemlidir çünkü, (dünya dememek için Batı diyeceğim) Batı’nın Osmanlı’dan kalma imparator yayılmacı bağları gereği hem korku-hem hayranlık karışımı ‘esrarengiz’liğine şarkiyatçı (önyargılı) bakışı, ‘Batıcı’ laik devlete geçiş girişimleriyle ortaya çıkmakta olan bir toplumu, o toplum insanlarını anlamasına yetmemekte. Zaten Batı’nın sanayi devrimi, insanı anlamaya ait ilgiyi ‘makinayı’ anlamaya, dinamiti, ateşli silahları kullanmaya odaklandırdıkça böyle bir ihtiyaç da duyulmamakta.

(Türkiye Cumhuriyeti’nin iki kültür arasında sıkışıp kalmış, daraldıkça daralmış toplumunun dünyada bir eşi daha yok. Dominyonluktan gelme toplumların ‘kendinden başkası olmaya zaten alışkınlığı’ bize yabancı. Toplum, hemen hemen ‘ansızın’ gelen dönüşümü yaşamaya talim ederken hem çok kültürlü, hem hiç. Hem her yerli hem hiçbir yerli. Hem Cumhuriyet sâhibi, hem yargısına kadar bağımlı. Hem ‘hür’, hem tutsak. Bir yazar olarak kendi adıma ben, kendi dilimin yurttaşı iken ‘yabancı’ terazisiyle ölçülüp biçildikçe, günün birinde: “Ben ne zaman kendim olacağım!” çığlığı atmak zorunda kalmışımdır.) Biz kendimize bu kadar yabancı nasıl olacak da zaten kendisi de gitgide ufkunu kaybetmeye başlamış elin adamlarıyla el ele kol kola geleceğiz?

“Türkiye Cumhuriyeti toplumunun insanını derinliğine tanıtabilmek, anlatabilmek için ille edebiyatının, ille de romanının bilinmesi gerekmekte.

Çünkü ‘insan’ı insan yapan değerler, roman yazarının kendisini anlamaya çalışırken, ‘onu o yapan’ toplumların, dış koşulların arkeolojik kazısıyla sahiden aydınlanabilmekte. Toplum gerçekleriyle, dış koşullarla hesaplaşmadan ‘insanî’ değerler, giderek Kişi’nin Kişi olma yollan bilinemez. Bunlar bilinmeden onun yarını da bilinemez.

A.B.’ye girmemiz, iyi olacaktır. Derken toplumumuz, insanımız öteki üyelerce bilinip anlaşılmadıkça, bu kapıdan giriş çabaları boşuna olacaktır.” Edebiyatımız da edebiyatımız, romanımız da romanımız deyip durmaktayım, fakat başkalarına ulaşmak için ortaya çıkan çeviriye muhtaç ‘dil engeli’ karşımıza koca bir duvar gibi çıkmakta. Sağolsun Orhan Pamuk, varolsun. Bu duvarları adım adım aştı. ‘Çaresizlik’ duygusuna yenilmedi; değerli Osman Ulagay’ın ve yanlış hatırlamıyorsam Hasan Cemal’in köşe yazılarında isabetle değindikleri gibi, (gerekli) oyunu kuralına göre oynadı. Yazarımızın değerli romanları da böyle bir zekânın ürünü değil mi zaten?

Öfke, hırs, sabır kadar düşünce kanallarının da içini dolduran karnavalesk zeka.

Her şey gerektiği gibi olmuştur ve çok güzel olmuştur. İsveç Akademisi’nde Nobel Ödülü sahibi sıfatıyla yaptığı konuşma hattâ kişisellikle yüklü anlamıyla, çok güzeldi. Bazı gazeteci yazarlarımızın oradan bildirdiklerine göre bu konuşmadan gerçekten etkilenmişler, gururlanıp duygulanmışlar. Naklen yayını izlerken bu bir saatlik söylem bana da dokundu; bitmemesini dilerken boğazım tıkanır gibi oldu, gözlerim sulandı. Türkçe okuduğu bu konuşma, yazarlığı, özellikle roman yazarlığını hayatının merkezine oturtmuş yazarımızın kendi içinde sağladığı olgunluğun, kibarca dokundurmalarının, eserleriyle örtüşen muzipçe ciddi kişiliğinin bence yadsınamayacak bir belgesi...

Kitaplarımdan birinde, bir psikiyatr-yazarımızın ‘yaratıcılık’ bağlamında oldukça sık değindiği gibi: “Hayatın dilinden hoşnut olsaydık, yazarak yeni bir dil kurmaya kalkışmazdık,” diye yazdığım için, yazarlık dilini dünya âleme duyurmuş bulunan Orhan’a büsbütün çok şey borçluyum.

Nobel Ödülü açıklanır açıklanmaz, en en en aydın yazarımız Çetin Altan’ın değinisini burada anmadan geçemem: “Dünyanın en en en yüksek direğinin ucuna kocaman bir Türk bayrağını assan da, memleketi dünyanın gözüne Orhan Pamuk’un sağladığı kadar sokamazsın”.

Pamuk, Türkiye Cumhuriyeti yazarlarının dem çektiği ne varsa bunu ve yazarlık eyleminin anlamını -siyasete ‘sözde’ hiç bulaşmaksızın- ‘Babamın Bavulu’ diyerekten dünya âleme duyurmuştur. Batı’nın üstten bakışına, A.B.’nin kendi içindeki sallantısına karşı: “Ben benim, biz biziz. Kaybettiğimiz dünya merkezi, içinde yaşadığımız zaman ve mekânlarda, şuramızdaki ‘insan’da bulunmaktadır,” ünlemi buna dahil. Yapılıp çatılmış bir kendine bağlılık ve işte bu ‘kendini’ aşkınlık... Verili zihniyetin keyifle yıkılışı... Milletçe sevinip gurur duyulması gereken asıl şey bu işte.

Bir futbol takımımızın ‘yabancı’, ‘ecnebi’, ‘öteki’ bir futbol takımını yenmesi, çarşıda pazarda her yerde havai fişeklerle, oynayıp zıplamalarla kutlanmaktadır. ‘Bir Türk Kızı’nın ‘dünya güzellik kraliçeliğine’ lâyık görülmesi hele, toplumun çok büyük bölümünün övünç kaynağı. Yazarın sabırla, emekle ve asla ve kat’a gelsin para, gelsin şan şöhret demeden yarattığı aydınlık, İsveç’in Stockholm atmosferinde pırıldamakta. Nobel Edebiyat Ödülü’ne vesile olmuş verimlerin üretildiği memlekette ise bazı kitapçı vitrinlerinin ‘çok satanlar’ tezgâhlarını şenlendirmiş bulunmakta. Fakat benim genç roman yazan ‘meslektaşım’ benim gibi yaşlı bir yazarın dediği gibi: ‘iğneyle kuyu kazmanın’ yazar olmak demeye geldiğini biliyor nasıl olsa.

Bizde başarının küfre, saldırıya uğratılmasını da yaşayarak öğrendi nasıl olsa, Onu salt sevgiyle, gururla değil, şefkatle de kutlamak istiyorum. Evet. Şefkatle, Çünkü, ödüller, öne çıkmalar çok pahalıdır. Ödedikçe ödenir. Nobel gibi ağır bir şey benim üstüme konmadığı için ayrıca sevinçliyim. Yazarlık başarısının hem içerde, hem dışarıdaki borcunu birarada ödemek Orhan Parnuk’a düştü. Ne iyi bir şey bu!


 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları