İSTANBUL - 98 yıl önce 20 bin kadın işçi, çalışma koşullarını ve adaletsiz ücretleri kınamak için grev yaptılar. Şubat 1910a kadar süren grev sırasında polis 700 kadar kadını tutukladı.
Dünya Kadınlar Gününün asıl mimarı kuşkusuz 1907de Uluslararası Sosyalist Kadınlar gününü organize eden Clara Zetkin. Zetkin tüm sosyalist partileri kadınların oy hakkı için mücadele etmeye çağırmış, kadın haklarının korunması için mücadele vermişti.
1908 yılında New York Sosyal Demokrat Kadınlar Birliği bu çağrıya uyarak büyük bir gösteri gerçekleştirdi.
1910 yılında Kopenhagdaki Sosyalist Kadınlar 2.Enternasyonal Konferansında Zetkin, uluslararası bir kadınlar günü olmasının gereğini savundu ve katılımcıları ikna etti. 19 Mart 1911de de Avrupalı sosyalistler ilk kez bir uluslararası kadınlar gününü kutlayarak, İsviçre, Avusturya, Danimarka ve Almanyada yaşayan bir milyondan fazla kadına eşit haklar sağlanması için seslerini yükseltti.
İlk Dünya Emekçi Kadınlar Günü protestolarından... Kadınlar ve hatta erkekler bu günü "Kadınlar gökyüzünün yarısını elinde tutuyor" pankartlarıyla kutlamıştı.
Rus sosyalist kadınlar 23 Şubat 1917de Petrogradda yapılan bir kadın hakları protestosunda ekmek ve barış sloganlarıyla polisle çatıştı.
Eski Rus takviminin 23 Şubat günü, Sovyet Devriminden sonra kabul edilen Bati takvimindeki 8 Marta rastladığından, 1918den itibaren Kadınlar Günü 8 Martta kutlanmaya başlandı. Vladimir Lenin 1922de Uluslararası Kadınlar Gününü bir komünist bayramı olarak ilan etti.
2. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş yıllarında adeta yok olmaya yüz tutan kadın hareketi, 1960ların sonunda tekrar canlandı. BMnin 1975 yılını kadın yılı olarak ilan etmesi ve bunu takiben 1975-1985 arasının kadınların on yılı olarak açıklanması harekete gönül verenleri yüreklendirdi. 1977de UNESCOnun 8 Martı Dünya Kadınlar Günü olarak açıklamasından bu yana bu gün dünyanın her yerinde Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. 8 Mart sadece kadınları hatırlamaya değil, kadın hakları, kadın-erkek eşitsizliği, ve kadına karşı şiddet gibi sorunların da tartışılmasına vesile oluyor.
kadın haklarını tam sindirememiş
olduğunuzu düşünüyorum. her ne kadar
mantıklı bi sebep öner sürermiş gibi
görünseniz de bu dediğiniz eşitlğin
suanda mevcut olmadığınız
biliyorsunuzdur eminim. tabiki herkes
eşit olsaydı kadın hakları olmazdı
sadece yurttaslık hakları olurdu. ama
gayet acıktı ülkemizde kadınlar ve
erkekler eşit değil. bunu meclise
bakarak da cok rahat anlayabilirsin. o
yüzden suanda kadın hakları mutlaka
olmalı.
A.Levent çeri - Ankara
09 Mart 2007, Cuma 12:18
İlk kadın hareketi ABD de
başlamış.Haberde okuyunca yinemi ABD
diyoruz. Ama işin aslı böyle.Günümüz
dünyasında, coğrafyaları dahi
değiştirecek gücü ve pervasızlığı
bulan ABD,bu günlerde gıpta ile
baktığımız iç demokrasisini, büyük
sınavlarla yıllar önce
vermiş.Hepimizin bahsettiği ,tabiiki
diğer ülke insanlarına sunduğu
demokrasi değil.Bu hepimizce
tartışılıyor ve de eleştriliyor.Ama
ince nokta şu,ABD de Yaşayan insanlara
bu demokrasi dışarıdan ,silah yada bir
dayatma yada bir yaptırım yada zoraki
bir rejim olarak gelmemiş.Orada yüz
yıl önce yaşayan halk,sancılarla,kimi
zaman tutuklamalarla,kimi zaman
ölümlerle ve yine kendi halklarından
olan yöneticilerle savaşarak,inatla ve
inançla,ki inanç burada doğruluğuna ve
gerekliliğine sadece sizin için gerek
olmayan,sizden türeyecek yada
türemeyecek ,sonra gelen tüm insanlar
için gerekli olduğuna inandığınız
herşey için gerekli bir doğru
kabullenimdir. Bu bilinçle
kazanılmıştır...İmanla ,dinle alakası
yoktur.Keza Mustafa Kemal ATATÜRK o
günkü Türkiye şartlarında dahi bu
gerçeğin farkındadır ve aynı
sorunların üstesinden yine aynı
halkıyla, kendi insanı olan önce
padişahlara karşı bu savaşı vermiştir.
Bizim hatamız,hemen hemen aynı zaman
dilimine rastlayan,haklar ve
özgürlükler arayışımızın sonunu
geliştiremeyip devam
ettirememizdir.Ülkemizde sadece
kendini geliştiren,sürekli yenileyip
güncelleyen, kimse şaşmasın
ama ,sadece askeriyemizdir.Şimdi,iş
kişisel haklar özgürlükler olduğunda
bu askerde nereden çıkmış demeyin.Aynı
askeri düzeni kuran Mustafa Kemal,çok
ciddi sınavlardan sonra çok farklı çok
değişmiş ve de değişim ivmesi kazanmış
bir sivil irade ve halk hareketi de
oluşturmuşken,bizler sanki inadına
yaparcasına ümmetçi davranışlar la
cennetten yer kapacakmışız gibi
elimizle çoğu zaman yenilikleri vede
demokrasiyi vede çağdaşlığı itmedikmi.
Bir öğretmene,bırakın köylerimizi
kasabalarımızı,şehirlerde dahi
şıhlardan şeyhlereden geri
tutmadıkmı.Kaç kişinin akrabası yada
komşusu yada ne bileyim en yakını
işte,hangisi nefesi kuvvetli hocadan
önce doktora gitti.Hayatımız boyunca
en az birkere tanık olduğumuz bu
olaylara lütfen zamanın gerisini de
ekleyerek vede arttırarak
düşünün.Evinde mal sayılan kadına
seçme ve seçilme hakkını vermesine
rağmen,kendisini dinin gereği olarak
buna layık görmeyen bir kadın
topluluğundan ,kadınlar gününün
manasını sormamız kadar saçma bir şey
olamaz.Yine aynı tipler meydanda,yine
tanıdık yüzler şarkılar söylüyor.Yine
o aydınlık yüzler ama sayı hep
aynı.Garipsenen şu ki,her hareket ki
bu bilinçlenme ve hak arama
hareketlerinde ivme ve sayı ilkin
azdır ve de çok tepki çeker.En haklısı
olanları hızla büyür vede daha çok
haklılıkla sarmalanır ki artık değişim
gerçekleşmiş vede
kabullenilmiştir.Tarihte birçok şey
böyle olmuştur.Alman faşizminin
yıkılması, Mustafa Kemal in ,aynı
coğrafyada aynı halkla özgürlük
savaşı,ABD nin kadın hakları
mücadelesi gibi olaylar çok
benzeşirler aslında,oluş ve de bitiş
şekilleriyle.Tek fark, biz ülkemizde
bu alınmış vede kazanılmış ivmeyi
devam ettiremedik.Aldığı ilk ivmeyi
geliştirerek tek devam ettiren onun
içindirki sadece Askerdir.Eğer sivil
idare kendini yönete bilen daima
ilerici genç dinamizmini kullana bilen
yöneticileri,kurulduğu ilk yıllardan
beri seçebilseydi,ağalığı kaldıran
rejime inat ağasız
yapabilseydi,tekkelerden zaviyelerden
kurtarılan ülkede ,gençler 2000 li
yıllarda tarikatlat çenberinde
kalmasaydı, askeriyenin içine sadece
asker çayı içmek için
girerdik,kışlasında, asker sadece spor
yapıp eğitimine bakardı.Belkide neden
olmasındı ki eğer bizler sancılarla
kazanılmış demokrasimiz vede
özgürlüğümüzü eğitimle,bilimle
süsleseydik,askerliğimizi bir
bölümümüz kamu dediğimiz hizmetlerde
bile yapardık.Hakların alınmasındanda
önemlisi devamlılığı ve
işlevselliğidir.Bu anlamda bunun
haricindeki herşey ölü bir bedene
estetikten başka birşey değildir.Bunu
bilinçlendiremediğimiz kuytulardaki
kadınlar okumayacak yada okuyamayacak
biliyorum. Onlarında ve tüm
kadınlarında kadınlar günü kutlu
olsun...
Tugsan Kaleci - Yozgat
08 Mart 2007, Perşembe 17:24
Hukuk devleti tanimlamasinda, kadin
haklari diye bir norm olmamasi
gerekir,O zaman erkek haklarindan da
bahsedilmesi gerekir. Hukuk karsisinda
tüm insanlar esittir.Hukuk
evrenseldir, yasalar sa her ülke kendi
yasasini kendisi yapar.Türkiyede ise,
yasalar anlaminda kadinlarin hangi
yasada haklari gasp ediliyorsa,
hukukcular bu konulara egilmeli, basin
yoluyla dile geitrmelidir.
Dünya Kadinlar gününde ezilen kadindan
bahsediyorsak, Erkek egemen
toplumlarda tamamen normal bir
sonuc.tek tek bireyler degil,
toplumsal bilinc i toplumun tüm
katmanlarina yaymak zorundayiz ki,
konumuz eger "cinsiyet" degilse, kadin-
Erkek diye siniflandirma
yapilmasin.Islam toplumu oldugumuzu da
unutmamak gerekir.Cumhuriyetin kurulus
yillarini takip eden yillarda bir tür
zorlamalar görülür esitlik
konusunda,kadinin toplum a
kazandirilmasi konusunda,okur-yazarlik
konusunda ama, daha sonra dinsel
yapilanmalar topluma tekrardan
verilmeye baslandiginda ayrim da
baslamistir.Muasir medeniyet
seviyesine erisilememis olmasinin
sonuclari,birey olamamanin, yurttas
olamamanin sonuclari. Kadinlar; ne
basimizin Tac i, nede ayagimizin
paspasi Her Türk vatandasi gibi
onlarda bu ülkenin bireyi.Herkes
evinin önünü süpürmeli.