Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi heft dir (veya hefte). Yedi günlük hafta ismi de buradan alınmıştır.
Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça. İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer) Şubat = Süryanice Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Marstan) Nisan = Süryanice Mayıs = Latince (Tanrıça Marianın ayı) Haziran = Süryanice Temmuz = Arapça / Süryanice Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustusun adından) Eylül = Süryanice Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten) Kasım = Arapça (Bölen) Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)
Süpermiş, teşekkürler, araştırmacı
gazetecilik bu olsa gerek :)
Mustafa Koç - Antalya
26 Mayıs 2008, Pazartesi 19:48
Gün ve ay adlarının neden Türkçe
olmadığını hep merak eder dururum. Ama
sadece bunlara değil büyüklerimizin
konuşurken kullandıkları sözcüklere ya
da yönetenlerimizin kendi adlarına ve
çocuklarının adlarına bakınca bunları
normal karşılıyorsunuz. Matematiksel
bir mantığı bulunan dünyanın en güzel
dillerinden birine sahip olmanın
keyfini çıkaramadığımız gibi dilimizi
geliştirecek bir bilince de sahip
olamadık. İçimizde gönüllü olarak
Araplaşmaya ve Amerikanlaşmaya hazır
bunca okumuş insan varken Türkçemizdeki
ay, gün adlarının Arapça, Farsça,
Süryanice olmasına şaşmamak gerekiyor.
sina durmaz - Manisa
26 Mayıs 2008, Pazartesi 13:57
nerden geldikleri yazılmış, evet, ama
ne anlama geldikleri ayzılmamış