“Allah’ın Kızları”na soruşturma
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat

“Allah’ın Kızları”na soruşturma

Yazar Nedim Gürsel’in son romanı Allah’ın Kızları’na, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı. Gürsel, “Amacım dini eleştirmek değildi, kaldı ki din eleştirilebilir de” diyor.


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 14:32 TSİ 21 Temmuz 2008 Pazartesi

İSTANBUL - Fransız yayımcısıyla Anadolu gezisi sırasında ifade vermek için apar topar İstanbul’a getirilen yazar Nedim Gürsel’in “Allah’ın Kızları” romanı hakkında soruşturma başlatıldı. “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın kendisini şaşırttığını ve üzdüğünü belirten Gürsel şunları söyledi: “Türkiye’nin demokratikleştiğini hep söylüyordum. Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değil.”
Haberin devamı

Nedim Gürsel’le Mart ayında romanın yayınlanmasından önce konuştuğumuzda “Allah’ın Kızları” için “yazarlık serüvenimde bir dönemeç” demişti. 30 kitabı arasında en çok satış rakamına ulaşan eserinin “Allah’ın Kızları” olduğunu söyleyen Gürsel NTVMSNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Allah’ın Kızları bir romandır ve dini duyguları rencide etmek için kaleme alınmamıştır” dedi.

Yitirilmiş cenneti tekrar bulabilmek için


PEYGAMBERİN DÜŞMANLARI KAHRAMANLAR ARASINDA
Gürsel şöyle devam etti:
“Anadolu’da Fransız yayımcımla seyahatteydim. İfade vermek üzere Şanlıurfa’dan apar topar İstanbul’a geldim. Dün ifade verdim. Savcı ya takipsizlik kararı verecek ya da dava açacak. Allah’ın Kızları bir roman; çok sesli bir roman. Değişik bakış açıları var İslam’a yönelik. Ve tabii peygamberin düşmanları da romanın kahramanları arasında. Onlardan peygamberi övmelerini bekleyemeyiz. Bu konudan üzüntü duydum ve şaşırdım. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum. ‘Uzun Sürmüş Bir Yaz’ adlı kitabım 159. maddeden yargılanmıştı. ‘İlk Kadın’ adlı romanım da 426. maddeden yargılanmıştı. Ama bütün bu davalardan aklandım. Aradan 28 yıl geçti. Kitaplarım çeşitli yabancı dillere çevrildi. Çeşitli vesilelerle Türkiye’de düşünce özgürlüğünün, yaratma özgürlüğünün sınırlarının genişlediğini, Türkiye’nin demokratikleştiğini hep söylüyordum. Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Ancak Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değildi.”

DİNİ DUYGULARI RENCİDE ETMEK İÇİN KALEME ALINMADI
“Allah’ın Kızları bir romandır ve dini duyguları rencide etmek için kaleme alınmamıştır. İslam’ın doğuşunu anlatımın odak noktasına peygamberimizi yerleştiren, İslam’da inancı ve şiddeti sorgulayan bir romandır. Romanın yapısı da budur, okuyanlar da zaten fark edeceklerdir böyle bir yapıda alduğunu ve dini duyguları özellikle tahrik veya rencide etmek gibi bir amaç taşımadığını. Benim böyle bir amacım olamaz, ben bir yazarım. Değişik bakış açılarıyla ve bu romanı yazmak için de çok araştırmalar yaptım, ilk kaynaklara gittim. Abbasiler döneminde 9. yüzyılda Tabari ve İbn Hişam’ın ilk Muhammed biyografisinden yola çıkarak yazdım. Kulaktan dolma bilgilerle yazmadım.”

İLAHİYAT PROFESÖRÜ BENİ SAVUNDU
Erzurum’a gittim. Atatürk Üniversitesi’nde çok yoğun bir ilgi vardı. Öğrencilerle kitabı tartıştık. Sonra bir kitapçıda imza günü düzenlendi. O imzaya türbanlı okurlar da geldiler. Okurlardan biri aslında bu romanda Peygamber açısından müthiş bir dezenformasyon olduğunu ve ona yönelik bir takım olumsuz ifadeler olduğunu söyledi. Ve orada bulunan bir bey kalktı, ben romanı savunmak durumundayken o romanı gayet güzel anlattı. Allah’ın Kızları’nın ne anlama geldiğini, Kur’anda bu ifadenin iki kez geçtiğini benim bunu uydurmadığımı söyledi. Kendisi bir ilahiyat profesörüymüş, orada tanıştık. Bu tepki açısından ilginç. Bir ilahiyat profesörü beni okurun olumsuz tepkisine karşı savundu.”

216. MADDE NE DİYOR?
MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Serap Şengör  - İstanbul
05 Ağustos 2008, Salı 10:10  
Okumayanlar ve cahil kalmak isteyenler için kitabı özetleyebilirim. Tabii özete bile katlanamayanlar olacaktır içinizde. Kitaptaki "Allah"ın Kızları", putperest Arapların kendi elleriyle yapıp taptıkları ve Kabe"ye koydukları Lat, Uzza ve Manattan başkası değil. Yazar 5 yaşındaki bir çocuğun gözünden Müslümanlığı anlatırken bu çocuğun dedesinin anlatımıyla Peygamber Efendimiz"in yaşadığı zorlukları göz önüne seriyor. Özellikle Uhud savaşından bahsederek, bize gerçekte dinin ne olduğunu ve ayrıca kendini müslüman olarak görenlerin gözüyle İslam"a baktığımızda dinimizin ne olmadığını anlatıyor.

MASİVE  - İstanbul
22 Temmuz 2008, Salı 10:00  
Vakit gazetesinin yazdıklarına karşılık .bunlar devede kulak kalıyor ...

barış  - Sakarya
22 Temmuz 2008, Salı 09:37  
Diyanet işlerinin bir sanat eseri hakkında fetva vermek gibi bir yetki ve yetisi mi vardır. Fetva müessesesi Cumhuriyetle birlikte kalkmamış mıydı? Kitabı kötüleyen arkadaşlar kitabın içeriği hakkında fikir sahibi midirler. Ben değilim o yüzden ne savunabiliyor ne de hakkında olumlu görüş söyleyebiliyorum. Tahrik olmaya ne kadar müsaitmişiz şaşırtıcı. Bu kitabı kaç kişi almıştır, kaç kişi alacaktır, kaç kişiyi dinden çıkaracaktır. Kaç kişinin bu dava sonrası ne kadar insanın merakını cezbedip okumasına neden olacaktır.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları