Mali disiplin ve iç borçlanma performansında kaydedilen olumlu gelişmelerin aksine, cari açığın ekonominin yapısal sorunu olarak gündemdeki yerini koruduğu vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi: Gelişmekte olan bir ekonomi olarak özellikle yatırımlar açısından dış kaynağa ihtiyaç duyan Türkiye, doğrudan yabancı sermaye girişine rağmen cari açık vermeye devam etmektedir. 2008 yılının kalan kısmında başlıca risklerin, küresel dalgalanmaların kontrol edilip edilemeyeceği, yurtiçindeki gelişmelerin yarattığı iktisadi belirsizlikler ve enflasyon tehlikesi hususları etrafında yoğunlaştığı gözlenmektedir.
Raporda, dayanıklı tüketim mallarının üretimi ile beyaz eşya yurtiçi satışlarının azalma eğilimi göstermesi ve tüketici güven endeksindeki kötümserliğinin devam etmesiyle yurtiçi talepte yavaşlama belirtileri görülmesine karşın, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışın 2008 başından itibaren enflasyon oranında yukarı yönlü bir harekete neden oldu belirtildi.
Türkiye ekonomisinin genel eğilimleri kesimler ayrımında incelendiğinde de şirketler gelecek görünümünün, 2007 sonu- 2008 ilk çeyreği itibarıyla, 2005-2007 yılları arasında oluşan olumlu görünümden uzaklaşmaya başladığının gözlendiği kaydedilen raporda, şöyle denildi:
Ancak, büyüme, kapasite kullanım ve ihracat alanlarında oluşan görece olumsuz sinyallerin, şirket demografisine ilişkin mevcut verilerde belirgin yansımaları bulunmamaktadır. Şirketler kesiminin yabancı bankalardan borçlanma verileri, ihracat bilgileriyle bir arada değerlendirildiğinde, Türkiyenin 2004 yılı sonrasında Arjantin, Brezilya, Hindistan ve Çine göre daha yüksek bir risk iştahıyla borç/ihracat oranını arttırdığı anlaşılmaktadır. Uluslararası piyasalardan borçlanmaya yönelik bu eğilime paralel bir başka yapı ise sektörlerin yurtiçi kredi/katma değer oranlarında ortaya çıkmaktadır. Son dönemlerde nakdi ve gayrı nakdi krediler içinde yüksek paya sahip toptan ticaret, inşaat ve metal ana sanayi sektörlerinin kredi/katma değer oranlarının, 2007 yılında bir önceki yıla göre yükseldiği gözlenmektedir. Söz konusu sektörlerin kredi/katma değer oranlarında 2006 ve 2007 yılları ile 2008 ilk 6 ayda gözlenen düzenli artış, bu sektörlerde risk iştahlılığının 2008 yılında da devam ettiğine işaret etmektedir.