Erdoğanın, son olarak Rizede yaptığı konuşmada, Yolsuzluk yapanların üzerine gideceğiz, yollarımızı ayıracağız dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: Bekliyoruz... Sayın Başbakan, ortaya konulan belgeyi eğer ciddi bulmuyorsa bunu açıklasın. Belgeyi ciddi buluyorsa o zaman yollarını ayırsın. Siyasete düzey kazandırmak istiyorsa Recep Tayyip Erdoğanın, Şaban Dişli ile yollarını çok süratli şekilde ayırması lazım. Aksi halde kendisi, yolsuzlukların odağı haline gelen bir partinin genel başkanı konumuna gelmiş olacaktır. Eğer kendi partisine, AK Parti demek istiyorsa ve bu konuda da samimiyse, rüşvet alıp cebini dolduranlar çok uzaklarda değil, kendi çevresinde. Çevrecinin daniskasıyım diyen Başbakan, çevresine bir baksın, önce kendi çevresini temizlesin. Sessizlik, suçu paylaşmak anlamına gelir. Başbakan, susarak Şaban Dişli olayını unutturacağım diye düşünüyorsa, hiç böyle düşünmesin. Yarın Meclis açılacak, kürsüye her çıktığımda Şaban Dişli olayı kendisine hatırlatılacaktır.
EGEMEN BAĞIŞ KIBLESİNİ DEĞİŞTİRSİN
Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağışın, Şaban Dişliyi savunmaya kalktığını söyledi.
Bağışın, Amerikan kültürü almış bir insan olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: Amerikada, 1 milyon dolarlık iş takipçiliği yapanları korumazlar. Eğer kendisi, Şaban Dişli arkadaşım diye savunuyorsa, kendisine sormak isterim: Bu 1 milyon dolardan nemalandı mı? Ayrıca din imandan bahsedip, peygamberimizden söz ediyor. 65 bin ABD askerini Türkiyeye getirip Iraktaki Müslümanlara karşı savaş açmak isteyen 1 Mart tezkeresi Meclise gelirken Egemen Bağış, Müslümanlığı hatırlamadı mı? Irakta yüz binlerce kadına Amerikan askerleri tarafından tecavüz edilirken Egemen Bağış, Müslümanlığı hatırlamadı mı? Irakta 1 milyonu aşkın Müslüman katledilirken Egemen Bağış, Müslümanlığı hatırlamadı mı? Hatırlayamaz. Çünkü kıblesi Washington olanlar, Müslümanlığı anlayamazlar. Egemen Bağış, önce kıblesini değiştirsin, ondan sonra Müslümanlık dersi vermeye kalksın. Rüşvet almak hem siyasette hem Müslümanlıkta ayıptır, günahtır. Savunmak da suçu paylaşmak anlamına gelir.