‘Masumiyet Müzesi’ne ilk yorumlar
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Cannes
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Edebiyat

‘Masumiyet Müzesi’ne ilk yorumlar

Gazeteci Filiz Aygündüz, Yazar-Televizyoncu Yekta Kopan, Tasarımcı Hakkı Mısırlıoğlu ve Pamuk’la son kitabı üzerine ilk röportajı yapan Banu Güven Masumiyet Müzesi’ni piyasaya çıkmadan okudu. Hepsi de romanı çok beğendi: Etkileyici, samimi ve tutkulu...


 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Hasan Cömert
NTV-MSNBC
Güncelleme: 11:25 TSİ 05 Eylül 2008 Cuma

İSTANBUL - Orhan Pamuk’un son romanı ‘Masumiyet Müzesi’ni piyasaya çıkmadan önce okuyan edebiyatçı ve gazeteciler romanı beğendiklerini ifade etti. Gazeteci Filiz Aygündüz, Yazar-Televizyoncu Yekta Kopan, Orhan Pamuk romanlarının kapak tasarımcısı Hakkı Mısırlıoğlu ve Masumiyet Müzesi hakkında Orhan Pamuk’la ilk röportajını yapan Gazeteci Banu Güven romanın beklentileri fazlasıyla karşıladığını söyledi.
Haberin devamı

Banu Güven (Gazeteci)
KEMAL’İN DUYGULARININ ANLATIMINDAN ÇOK ETKİLENDİM

Orhan Pamuk’un ‘Masumiyet Müzesi’ni büyük merakla bekliyordum. Bunun bir aşk hikayesi olacağını da biliyordum ama kitabı elime aldığımda ve okumaya başladığımda o aşk hikayesinin derinliğinden ve yazarın romanın kahramanı Kemal’in duygularını anlatımından çok etkilendim.

Aynı zamanda bu aşk hikayesini okurken bizim yaşadığımız toplumun bu ilişkileri nasıl şekillendirdiğini de yazarın çok ustaca, zaman zaman esprili bir şekilde anlattığını gördüm. Bir erkek edebiyatçının erkek bir kahramının yaşadığı aşk duygusunu bu kadar samimi bir şekilde anlatabilmesi de beni etkiledi.

OKUDUĞUM EN DERİN AŞK ROMANI
Kitapta Türkiye’de kadınların kendi bedenlerine ve hayatlarına tamamen hükmedebilmelerinin, bireysel özgürlüklerini yaşayabilmelerinin toplum tarafından nasıl baskılanabildiğini de bize çok iyi hatırlatan bölümler var. Masumiyet Müzesi için okuduğum en derin aşk romanı diyebilirim.

AŞK HİKAYESİNİN ÜZERİNDEN AKIP GİDEN BİR HİKAYE
‘Masumiyet Müzesi’nin Orhan Pamuk’un diğer bütün romanlarından farklı olduğunu düşünüyorum. Diğer romanlarında da aşk var ama bu başlı başına aşk hikayesinin üzerinden akıp giden bir hikaye.

‘Masumiyet Müzesi’yle Orhan Pamuk daha önceki kitaplarıyla oluşturduğu dünyayı daha da büyüttü ve bu dünyayı iyice ölümsüzleştirdi.

İNSAN KENDİ İÇİNE DE YOLCULUKLAR YAPIYOR
Bu kitabı okurken insan, kahramanlarla birlikte kendi içine de yolculuklar yapıyor. O açıdan da beni etkileyen bir kitap oldu.

Romanda aşk, aşktan kaynaklanan mutluluk, acı ve acıdan duyulan haz var. Hiçbir zaman kaybolması istenmeyen anların eşyalarla canlı tutulmaya ve bugüne taşınmaya çalışılması herbirimizin içinde de olan duygular. Bunları hatırlama ve üzerinde düşünme ihtiyacı duydum romanı okuduğumda.

Filiz Aygündüz (Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Editörü)

ZEKASINA BİR KEZ DAHA ŞAPKA ÇIKARDIM
1975’ten 2005’e uzanan 30 yıllık bir yolculuk... Annemle babamın gençlik yıllarının ve tabii kendi çocukluğumun İstanbul’una bir kez daha Orhan Pamuk’un gözüyle baktım. Üstelik bu kadar zorlu bir aşk hikayesinin izlerini sürdüm. Heyecan verici bir deneyimdi.

Öte yandan zekasına bir kez daha şapka çıkartılacak bir romancının, ince ince işlediği ayrıntılarla dolu bütün o 592 sayfaya, gösterdiği sabıra ve sanatına hayran kalmamak mümkün değil.

‘Masumiyet Müzesi’, bizimki gibi toplumlarda sadece kadın olmanın değil, erkek olmanın da, başka bir deyişle cinsiyet temmelli varoluşun bütün güçlüklerini temize çekme şansı veriyor okura. Bütün bunları o müthiş kurguya eşlik eden özgün bir edebiyat lezzetini tadarak yapmak da Orhan Pamuk okuru olmanın tanıdık avantajı belki de...

Bu girizgahtan sonra diyebilirim ki o en çok sevdiğim Orhan Pamuk romanı ‘Sessiz Ev’in yanına koyuyorum ‘Masumiyet Müzesi’ni. Sanırım evle müze arasında birkaç kez daha gidip geleceğim.

Ayrıca Pamuk bu romanında tarafsız. Sözgelimi burjuvayla mesafesi neyse, romanda geçen yoksul kesimle mesafesi de o. Karakter ya da sınıf tutan bir yazar havası yok. Bu anlamda okura da müthiş bir özgürlük sağlıyor; etki altında kalmadan kimi sevip kimi sevmeyeceğine, hangisine anlayış gösterip göstermeyeceğine okurun kendisi karar veriyor.

ANLAMAYA ÇALIŞMA KONUSUNDA SAMİMİ BİR YAZAR
Pamuk’un bakışında bu toplumda yaşayan biri olarak, yaşadıklarımız ve zaten farkında olduklarımız kadar, gözümüzden kaçanlarla ya da bizzat kaçtıklarımızla yüzleşme fırsatı sunan bir derinlik olduğu kesin. En akla yatmayan hatta bugün itibariyle komik gelen, kendisinin de dengeli bir şekilde dalgasını geçtiği birtakım meselelerde bile, toplumun sosyolojik haritasını gözü kapalı çizmiş bir yazarın üstten bakışına rastlanmıyor. Bütün roman boyunca ‘anlamaya çalışma konusunda samimiyet göstermiş bir yazar’ var karşımızda.

TUTKULU, OBSESİF VE ACIKLI BİR AŞK
Tutkulu, obsesif, aslında çok da acıklı bir aşkı büyük romancılara özgü bir kafa yapısı ve hayat bilgisiyle detaylandırıyor. Öyle katmanlı bir anlatım var ki romanda, olası bütün katlarını soyup önümüze kelime kelime koyduğu aşk; bazen bir hastalık gibi duruyor, bazen yangında ilk kurtarılması gereken, bazen hiç bulaşılmaması gereken, bazen de özlenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Yekta Kopan (Yazar, Radyo ve Televizyon Programcısı)
ÇOK BEĞENDİĞİM

Kitabı henüz bitirmesem de şimdiden söyleyebilirim ki çok beğendiğim, olumlu konuşacağım bir kitap oldu. Tam da Türk toplumunda ve doğu toplumunda aşkın, cinselliğin nasıl yaşandığı ve bununla nasıl yüzleşebileceğimiz konusunda etkileyici bir kitap.

Toplumsal olana bakışı, özellikle ‘Kara Kitap’ ve ‘Yeni Hayat’tan çok farklı olmayan bir çizgide ama daha çok aşk vurgusuyla aşkın, cinselliğin, kadın erkek ilişkilerinin özellikle de kadın olma durumunun Orhan Pamuk’un dünyaya bakışı ve edebi yeteneğiyle yazılmış ve sergilenmiş.

Hakkı Mısırlıoğlu (Orhan Pamuk kitaplarının kapak tasarımcısı)
NOBEL’Lİ YAZARA YAKIŞAN BİR ROMAN

Orhan Pamuk ilk kitabından bu yana hayranı olduğum bir yazar. Son romanı da benim için yine Orhan Pamuk lezzeti taşıyan, çok tatmin edici, eğlenceli aynı zamanda insanın boğazında düğüme yol açan bir edebiyat şaheseri. Nobel ödüllü bir yazara yakışan usta işi bir roman.

‘Masumiyet Müzesi’nde aşkı, tutkuyu daha yoğun buldum. Aşka daha fazla odaklandığı söylenebilir ama Pamuk’un bütün romanlarında aşkı, tutkuyu görmek mümkün. Politik bir roman olarak görülen ‘Kar’da bile. Bir kıyaslama yapamıyorum. Pamuk’un bütün külliyatı içerisinde en beğendiğim değil ama kesinlikle en beğendiklerim arasında.

TÜM ROMANLARINDA AŞKI VE TUTKUYU GÖRÜYORUM
Pamuk’un bu romanında toplumsal olana bakışında ironik bir yan var. Bıyık altından gülerek ama asla aşağılamayarak yapılan bir bakış. Aşağılamaya prim vermeyerek hafif hafif dalgasını geçiyor.

Toplumsal olana bakışı açısından o yılların İstanbul panoramasını bu kadar detaylı görmek gerçekten heyecan verici. Unuttuğunuzu sandığınız şeyleri tekrar hatırlıyorsunuz. Sinemayı merkeze koyup işlediği için de son derece görsel bir yapı ortaya çıkıyor.

KİTABIN TASARIMI ORHAN’IN ARŞİVİNDEN
Orhan’la son 1-2 aydır kitabın kapağına yoğunlaştık ama bundan 2-3 yıl önce de kitap üzerine konuşmuştuk. İlk önerim kitabı okurken şekillenmişti. O zaman kafamda olan kapak şu anda ki kapak değildi. Önerim başka birşeydi; oldukça iddialı bir öneriydi. Kapak tasarımını Orhan’la ve yayıneviyle tekrar gözden geçirdik ve ortaya böyle bir kapak çıktı. Orhan’ın fikriyle arşivinden ortaya çıkmış bir şey.

Bu kitapta özellikle tanıtım olarak reklam yoluna ağırlık verilmedi. Kapak tasarımında da kitap kadar güçlü bir yöntem olması gerektiğini düşünmüştüm ama dediğim gibi o kenara koyuldu.

Kapak sade değil ama duygu olarak daha hafif. Pembe tonu ile aşk romanlarını, yazı karakteriyle 70’li yıllarının film afişlerini, kolajıyla o yılları ve daha öncesindeki İstanbul’u çağrıştıran bir çalışma oldu.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

ayşe paksoy  - Aydın
23 Kasım 2008, Pazar 23:09  
orhan pamuğun nobel ödülünden sonra böyle bir kitap yazmasını beklemiyordum hayal kırıklığına uğradım çok sıkıcı hep aynı şeyler tekrar edilmiş 586 sayfa aynı şeyelr tekrarlanmış.bu kadar basit bir kitap beklemiyordum.

derin  - İstanbul
26 Eylül 2008, Cuma 22:41  
anlatıldığı kadar sürükleyici değil çok sıkıcı geldi sürekli aynı şeyler tekrarlanıp durmuş akıcı değil

Odatv.com  - İstanbul
15 Eylül 2008, Pazartesi 19:14  
Bir de Adalet Ağaoğlu"nu okuyun lütfen... Müze fikri asıl onundur. Orhan Pamuk bunu hep yapıyor. Haber için Odatv.com

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları