İlhan Berkin dostlarının ardından söyledikleri: Aşk var mı aşk, varsa geri kalanını boşver... Cehennemde mutlu olan bir şairdi... Güzel bir şeyi görünce harika derdi, harika kendisiydi, harikuladelikler avcısıydı...
İSTANBUL - 90 yıllık yaşamına pek çok şiir, kendisini seven pek çok dost, bir o kadar da mutluluk ve sevgi sığdırmayı başaran şair İlhan Berkin ardından onu seven dostları ve meslektaşları, NTVMSNBCye şairle ilgili şunları anlattı:
AŞK VAR MI, AŞK?
(HULKİ AKTUNÇ) Dünyanın en iyi şairlerinden birini kaybettik. Onun şiiri, düşünceye daima çok yaklaşan ve yaklaştığı yerden de büyük bir uçuşla, büyük bir kanat çırpışıyla yeni bir şiire, yeniden ulaşan bir şiir.
1963ten beri onu okudum. 1973ten beri çok sevdiğim bir tanışım, arkadaşım oldu. Resimle ilgili serüvenlerimiz de birbirine benzer. Benim de resim tarafım var onun gibi.
Şu anektodun duyurulmasını isterim: İster üç gün önce görüşmüş olalım, ister birkaç yıldır görüşememiş olalım, karşılaştığımızda şöyle söylerdi: Aşk var mı, aşk? Ve raconumuza uygun olarak, Hiç olmaz olur mu? yanıtını verirdim. Ve İlhan Ağabey de şöyle bağlardı: O olsun, geri kalanını boşver!
Ben onun ölümünü duyunca şimdi artık neye boşverebileceğimi üzüntüyle düşünüyorum.
YERALTI SULARI KADAR ÇALIŞKANDI (GONCA ÖZMEN) Acım çok büyük, öncelikle bunu söyleyebilirim. Hem onun bir okuru, hem şiir yazan biri, hem de bir yakını, dostu olarak... İlhan Berk yeraltı suları kadar çalışkandı. O sözcüklerin hayatını yaşadı daha çok. Ve her kitabıyla, her şiiriyle günümüze yepyeni olanaklar koydu şiir adına. Kendini yeni kılmayı her zaman başarabildi. Bu her şaire özgü bir durum değildir, çok zordur ve risklidir. Fakat İlhan Berk bunu her kitabıyla, hiçbir zaman vasatın altına düşmeden, her şiirin çizgisini, çıtasını yüksekte, tepede tutarak bunu başarabildi.
Çok sevdiği doğaya kavuştu diyebiliyorum sadece arkasından. Doğa ve şiir büyük aşklarıydı onun hayatında. Onlar için yaşadığını bile söylerdi çoğu zaman. Doğanın kollarına geri gitti, onu çok özleyeceğiz.
O TEK BAŞINA BİR TÜRK ŞİİRİ ANTOLOJİSİ (HAYDAR ERGÜLEN) İlhan Berk, harika bir şairdi. Harika şair diyorum çünkü pek çok şey söylenebilir kendisi için ama ben gerçekten harika biri, harika bir dost olduğunu düşünüyorum.
Bu harika lafı onun lafıdır. Bir şiiri, bir kitabı, herhangi bir şeyi beğendiği zaman ilk sözü harika olurdu. Kimi zaman sabahın çok erken saatlerinde arardı, çünkü aynı zamanda doğayla da çok barışık bir insan olduğu için erkenden kalkıp hayata karışan bir insandı. Yani dünyayla, hayatla, doğayla çok barışık biriydi.
Çok uzun bir ömür sürdü, çok uzun şiir yazdı, doğaya ve hayata çok uzun baktı, işte bu yüzden harika bir hayat da sürdü diyebilirim onunla ilgili. Harika şiirler yazdığını söylediğim gibi.
Mutlu bir şairdi. Türk şiirinde örneği çok görülmeyen bir şekilde mutlu bir şair olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiyede ve Doğuda, Doğu toplumlarında, Doğu şiirinde genellikle şiir kederle, acıyla ve hüzünle beslenir. Ama İlhan Berk bu genel kuralın tersine bir şairdi. Mutlu şiirler yazdı ve mutlu bir şairdi.
Hepimizin ve Türk şiirinin ona çok şey borçlu olduğunu düşünüyorum. Bize bu kadar şiir, bu kadar kitap bıraktı. Muhtemelen de yayınlanmamış olan pek çok şiiri yayınlanıcaktır. Ben onun tek başına bir Türk şiiri antolojisi, Türk şiiri tarihi olduğunu düşünüyorum.
Berk çok özel ve şiiri kimselere benzemeyen bir şairdi. Şiirini sürekli geliştiren, ona yenilikler katan bir şairdi. Kuşkusuz bunu yalnızca kendi şiiri adına yapmış olmuyor, büyük şairin görevi biraz da başka şairler için, şiir okurları, şiir için yol açıcı olmaktır. İlhan Berk hem büyük bir şairdi hem de Türk şiirinin yolunu açan bir şairdi.
CEHENNEMDE MUTLU OLABİLEN BİR ŞAİRDİ Yazmak mutsuzluktur. Mutlu insan yazmaz. İlhan Berk Berk, Yazmak cehennemdir der mesela. Bu sözlerini çok tekrarlar. Diğer şairlerle, genç şairlerle toplandığında, mesela bizlerle diyelim, eşlerimize şöyle derdi: Şair cehennemdir. Nasıl yaşıyorsun bu adamla? O bu mutsuzluktan, bu cehennemden haz duyan bunu mutluluğa dönüştüren bir insandı. Çünkü aynı zamanda dünyaya yazmak için geldiğini de söylerdi. Dünya yazmak içindir derdi. Aslında bu cehennemi seven bir şairdi, cehennemde mutlu olabilen bir şairdi. Onu kaybetmek Türk şiiri için büyük bir kayıp olurken, yakın dostları olan bizlerin çok canını yaktı.
HER ŞİİR ONUN İÇİN BİR OYUNCAK GİBİYDİ
(HİLMİ YAVUZ) Gündelik konuşmada İlhan Berkin en sık kullandığı sözcük Harika, harika sözcüğüydü. Dünyayı bir harikuladelikler bütünü olarak gören bir şairdi o. Çok eski yıllarda söylediği gibi, şiirde bir harikuladelikler avcısıydı. Dünyada var olan her şey, onun için şiir okumak için vardı. İlhan Berk şiirini sürekli olarak geliştiren bir şairdi, ben öyle şairleri çok severim. İlhan Berk o anlamda ustalık tanımayan, daima deneyip araştıran, şiirini bozup yeniden kurmaya meraklı bir şairdi. Dünyada her şiir onun için bir oyuncak gibiydi.
BİTKİLERİ DERİNDEN ANLAYIP YAZMAK İÇİN YOLA ÇIKTI
(DÜNYA YAZARLAR BİRLİĞİ PEN ADINA, TARIK GÜRSEL) Bitkileri daha derinden anlayıp yazmak için yola çıktı. Kendimizi bu ayrılışa asla hazırlayamazdık. Artık Flora ile buluşuyor.
BİR TÜR ŞİİR MAKİNASIYDI(SEYHAN ERÖZÇELİK) İlhan Berk sadece Türkiyenin değil dünyanın da önemli şairlerinden biriydi. Haberi aldığımda düşündüm ki, ben en yaşlı arkadaşımı da kaybetmiş oldum. Çok üzgünüm, diyecek bişey bulamıyorum. Türk şiirinin bir dönemine büyük katkısı olmuş bir şairimizdi. O dönem de İlhan Berkle birlikte gitmiş oldu.
İlhan Berk aslında yapmak istediği herşeyi yaptı ama hepimizin en genci olduğu için, her zaman yine yapacak birşeyler bulurdu. Bizi her zaman geçmiştir Berk. Son zamanlarında bile her zaman onun şiirlerini merakla beklerdik, okurduk. Bir tür şiir makinasıydı diyebiliriz, yani hep şiir düşündü, şiirle yaşadı.
YENİLİKLERİN ÖNCÜSÜ, TARTIŞMALARIN ATEŞLEYİCİSİ (DOĞAN HIZLAN) İlhan Berk büyük ustaların, büyük adların, büyük şairlerin döneminden biri. Bu dönem bazı ölümlerle bitiyor, az örnekleri kalıyor. İlhan Berk, Türk şiirinde, yeniliklerin öncüsü, değişikliklerin başlatıcısı, tartışmaların ateşleyicisi... Hep daha iyi birşey uğruna, daha yeni bir şey uğruna, daha eskinin karşıtı değil, eskinin yerine geçen bir şiir uğruna... Bazı şairler var ki bütün şiir tarihimizde onların adlarını anmadan, çalışmalarını söz konusu etmeden Türk şiirini anlayamazsınız, aşamalarını bilemezsiniz, doğru saptamalar yapamazsınız, doğru yargılar yapamazsınız. İlhan Berk bunlardan biriydi. İlhan Berki okuyanlar ve tanıyanlar sanıyorum ki onun kişiliği konusunda bir bütünleme işlemi yapmayı başaracaklardır. Çünkü konuştuğunda da bir şair gibi konuşurdu. Türk şiiri büyük bir ustasını, yenilikçisini ve şiiri çok seven birini kaybetti.
1000 YAŞINDAKİ ÇOCUK (ENVER ERCAN) İlhan Berk Türk şiirindeki kendi adasını kurmuş şairlerden biri. En başta da ona hep 1000 yaşındaki çocuk derdik. Türk şiirinin bütün sokaklarına, bütün yollarına, bütün dağlarına çıkıp inmiş ve şiiri bir arayış olarak gören bir şairdi. Batı şiirinde olsun, Türk şiirinde olsun her türlü arayışa ve etkilenmeye açık bir şairdi. Bundan da yüksünmezdi. Hatta Dağlarca için İstanbulda panel yapacağımız zaman ki aralarında bir kaç yaş vardır, Bende orada konuşmacı olmak, Dağlarca için konuşmak isterim demişti ve gelmişti. Aynı kuşaktan iki şair olmalarına karşın Dağlarcayı o kadar yücelten, neredeyse kendini silen, silerek yücelten bir konuşma yapmıştı ki, gözümde açıkcası bir kat daha değerlenmişti. Öylesine yakın bir dostluğumuz vardı diyorum ama Berk bütün şiir cumhuriyetinin şairleriyle o yakın dostluğu sürdürmek isteyen ve buna özen gösteren bir şairdi. En genç şairinden en yaşlı şairine kadar onun içinde özel bir yeri vardı herkesin.
Klasik bir söz olacak ama onun dünyası öyle birkaç kelimeyle anlatılacak gibi değil. Çünkü bence Türk şiirinde en çok deneysel girişimlerde bulunmuş ve Mehmet Fuatın değimiyle şiirin 40 türlü yazılabileceğini kanıtlamak için yeryüzüne gelmiş bir şairdi. Hatta yine Necatigilin bir sözü var, Bir seyyah, Evliya Çelebi gibiydi. Her yerden şiir devşirmeye, her yerden şiir çıkartmaya çalışırdı. Sabahleyin sokağa şair olarak çıkan birkaç şairden biriydi Berk. Türk şiirinde bu denli önemli olmasının bir nedeni de budur. İlk defa bir şairin ölümüne şaşırdım çünkü kendisiyle yaptığımız söyleşilerde ölümü aklına hiç getirmeyen biriydi. Berkin ölmüş olduğunu duyunca çok şaşırdım çünkü hep bizim için 1000 yaşındaki çocuktu o, çok üzüldüm.