SAN FRANCISCO - Amerikalı yazar David Foster Wallace kendini asarak intihar etti. Infinite Jest: Sonsuz Jest adlı romanı Time dergisi tarafından 1923ten beri yayımlanmış en iyi 100 İngilizce Roman arasında gösterilen yazar, alaycı ve eğlenceli üslubunun yanında, insanların kendileriyle yüzleşmelerini ve iç çelişkilerinin üzerine gitmelerini amaçlayan kışkırtıcı eserlere de imza atmıştı. Wallece 3 yıl önce intiharının sinyallerini bir röportajında şu sözlerle vermişti:
İNTİHARIN SİNYALLERİNİ VEREN SÖZLER İntihar nedenlerini şu an bilinmemekle birlikte son zamanlarda yazarın eski iğneleyici ve alaycı üslubununun yavaş yavaş soluklaştığına dikkat çekildi. Örneğin Brief Interviews with Hideous Men: İğrenç Adamla Kısa Mülakatlar adı denemesinde görülen renkli ve eğlenceli bir dili son yıllarda yaptığı konuşmalarda yoktu. 21 Mayıs 2005te Kenyon Collegede yaptığı konuşmasında şunları şöylemişti; Nasıl düşünmek gerektiğini öğrenmek aslında neyi nasıl düşünmemiz gerektiğini kontrol etmeyi öğrenmektir. Ancak klişeleşmiş olsa da şunu unutmayalım; düşünce iyi bir hizmetçi, kötü bir efendidir. Yetişkinlerin çoğunun kendilerini başlarından vurarak intihar etmesi tesadüf değildir. Böylelikle kötü efendileri vurmuş oluyorlar. Bu intiharların çoğunda gerçek olan şu ki, aslında tetiği çekmeden çok önce zaten intihar etmiş oluyorlar... Ne kadar üzücü.
BİR FİLOZOFUN OĞLU 1962de Ithacada doğan yazarın babası Ilinois Üniversitesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesiydi. Babasının da etkisiyle çocukluk yıllarında felsefe ve İngilizceye karşı ilgisi yoğundu. Felsefe tutkusu hep devam etse de 1987de yaratıcı yazım üzerine kazandığı bursla Arizona Üniversitesie gitti. Aynı yıl ilk romanını yayınladı.
The Broom of the System (Sistem Süpürgesi) adlı romanı olağandışı espri gücü ve tutkulu yazımıyla dikkat çekti. Wallece bu romanı yazdığında henüz 24 yaşındaydı ve romanı için New York Times; Joyceiyen kelime oyunları, edebi bir parodi ve maskaralığa kaçan kaçak hikayelerinin bileşimiden oluşan Modern Amerikan çılgınlığının bir portresini çiziyor yorumunu yapmıştı.
İlk romanının ardından Harvard Üniversitesinde felsefe eğitimine karar veren yazar, Girl with Curious Hair: Mütecessis Saçlı Kızı 1990da yayınlandı. Kitap birçok kısa öykünün yer aldığı bir derlemeydi. Genlede işlenen tema şöhretin toplumda yarattığı cazibeydi. Felsefe eğitiminden bir süre sonra vazgeçti. Wallaceın bir sonraki adresi Illinois Eyalaet Üniversitesindeki İngilizce Bölümü oldu. Burada da çok ses geitirecek olan ikinci romanı Infinite Jest (Sonsuz Jest) üzerine çalıştı. 1991de başlayan çalışmalar 1995te sonuçlandı ve kitabı 1996da yayınlandı.
ABSÜRD ÖYKÜLER ARASINA GİZLENMİŞ AĞIR KONULAR Parodik olarak kurgulanmış gelecekte, Kuzey Amerikada geçen öyküler, ilk bakışta birbiriyle ilişkisiz görünen pek çok konuya değiniyor. Örneğin tenis, uyuşturucu bağımlılığı, geri kazanım programları, depresyon, çocuk tacizi, aile içi ilişkiler, sinema teorileri ve Quebecin ayrılıkçı talepleri... Absürd öyküler arasına gizlenmiş ciddi konuların ele alındığı bu kitap, karakomedinin ve bilimkurgunun harmanladığı post-modern edebiyatın önde gelen eserlerinden biri oldu. Time dergisinin kitabı, 1923-2005 arasındaki En İyi İngilizce Romanlar listesine alması da bunu doğruladı.
DAVID LYNCH PORTRESİ DE YAZMIŞTI Wallaceın kısa öyküleri ve denemeleri Esquire, GQ, Harpers, The New Yorker ve The Paris Review gibi ünlü dergilerde yayınlandı. Yazarın edebiyat dışında da yazıları vardı. Premiere dergisi için yönetmen David Lynchin profili ve tenis dergilerinde America Açık Tenis Turnuvası hakkında yazdıkları buna örnek verilebilir.
David Foster Wallace, 2002 yılından beri Pomona Üniversiteside yenilikçi yazım ve İngilizce dersleri veriyordu. İntihar ettiği yer üniversiteye yakın Claremonttaki evi oldu. İntiharı arkasından üniversite yöneticilerinden Dean Gary Kates APye verdiği demeçte şunları söyledi: Öğrencileri için içtenlikle kaygılanan ve birçok genç insanın yaşamını değiştirmiş biriydi. Üniversitemiz için büyük bir kayıp.
HAKKINDAKİ BİR YAZI 1996da Wallacela bir röportaj da yapmış olan Laura Millerın yazarın ölümünün ardından şunları söyledi: Reklamlarla, eğlence endüstrisiyle, çokbilmişlerle ve basit ironilerle dolup taşan bir dünyada yazar olmanın ne kadar güç olduğunu söylüyordu. İnsanın kendini dikkatle incelemeye kalktığında delirmemesinin imkansızlığı üzerine yazdı. Çünkü ona göre en merhametsizce kendinle yüzleşmeye çalıştığında bile aynı zamanda ruhunun derinliklerini araştırdığın için kendini alkışlamaktan ve kurum yapmaktan kendini alamazsın.
İçten olmaya ve etrafındaki dünyaya katılamaya çok çalıştı. Çünkü ne kadar çok içten ve dikkatli olduğumuzun ama hepsinden çok da bunları geride bırakmaya çalıştığımızın farkındaydı. Bu farkındalık adeta ona işkence ediyordu. Disiplinden ve bunu aşındırmadan çok sık bahsederdi. Günlük işleri bile büyük efor isterdi çünkü tüm yaptıklarında tevazu ve bilgelik arasındaki yakın ilişkiyi kurma çabası onun için zorunluluktu.
Her büyük yazarın en önde gelen yükümlülüğü gerçeği söylemektir. David Forest Wallaceın en önemli yeteneği bizlere anlatımın; ne kadar rahatsız edici ve karmaşık, ne kadar zor ama gerekli hale geldiğini göstermesidir. Ancak sadece bizler için değil aynı zamanda kendisin için de. O olmadan ne yapacağız?