Dr. Muhammed Akif Cemal *
Irak birlikleri, Diyala bölgesinde El Kaide örgütünü bitirmek için İyilik Müjdeleri isimli bir operasyon yapıyordu. Kriz, Kürt koalisyonunun, Irak birliklerinin kente girişine karşı çıkmasıyla başladı. Kürt koalisyonu, bu müdahaleyi kentte güvenliği ihlal eden gelişmeler olmadığı için gereksiz görüyor ve Kürt bölgesinin haklarına tecavüz sayıyordu.
140. MADDEYE GÖRE REFERANDUM GEREKLİ
Bu krizin Maliki hükümeti ile Kürt koalisyonu arasındaki son kriz olmayacağı açık. Irak anayasasının 140. maddesi bu noktaları çekişmeli bölgeler olarak tanımlıyor. Bu bölgelerin akıbeti ise 140. maddenin öngördüğü üzere, halk referandumu yoluyla belirlenebiliyor.
Çekişmeli bölgeler ifadesi, Kürt koalisyonuna Musul, Diyala, Salahaddin ve Kut gibi birçok bölgeyi, kendi sınırları kapsamına almasına imkan sağlayan, esnek ve kapalı bir ifade. Bu bağlamda sürtüşmeden ve hatta çatışmadan sakınmak kolay değil.
ANAYASA ÇÖZÜM YERİNE SORUN TEMELİ ATIYOR
Hanekin krizinden bu yana, Kürt bölgesindeki bazı yetkililer ve parlamentodaki birleşik Irak koalisyonu üyesi bazı isimler, sorunlu açıklamalarda bulundu. Bazı medya organları da bu açıklamaları kışkırtıcı şekilde yansıttı.
Gerginliğin, çatışma derecesine varacak kadar tırmanması muhtemel görünüyor. Özellikle de güvenlik şartları hala kırılganken. Anayasada çözüm yerine, daha çok sorunun temeli bulunması ise durumu ümitsizleştiriyor. Şu an yaşanılanlar, anayasada birçoğunu bulacağımız çokça mayından biridir.
Anayasada 140. maddeye ilave olarak, Kürt bölgesinin doğal zenginliklerinin kullanımı konusunda da şiddetli anlaşmazlıkları körükleyen maddeler var.
MALİKİ HÜKÜMETİNİ DEVİRMEK İÇİN YETERLİ OY BULUNAMAZ
Kürt koalisyonu, Irak parlamentosundaki en büyük siyasi kütle olmamasına rağmen, kendi amaçlarını koruması açısından en güçlü kütledir. Ancak son yıllar boyunca izlenen siyasetler ile bu da değişti ve Kürt topluluğu kendisini ve hedeflerini tecrit etti. Irak devleti içinde önemli mevkilerde temsilcileri bulunmasına rağmen, siyasi karar almak konusunda etkisi geriledi.
Kürt koalisyonu, Kerkük kentindeki Kürt emellerine sıcak bakmayan bir tutum görünce Dr. İbrahim El Caferinin başbakanlığının önüne engeller koydu. Yalnız bu koalisyon, hali hazırda emellerini gerçekleştirmenin önünde en büyük engel olarak görmeye başladığı Maliki hükümetini devirmek için yeterli oyu bulamaz.
Maliki hükümeti ile Kürt koalisyonu arasında yaşanan sürtüşmeye paralel olarak hükümet için daha az tehlikeli, ancak Irakın birçok bölgesindeki güvenlik şartları için kritik olan bir sürtüşme daha yaşanıyor: Birçok bölgede El Kaide örgütü kalıntılarını ortadan kaldırmasıyla yeni bir rol kazanana Sahva (uyanış) konseyleriyle yaşanan sürtüşme.
MALİKİ HÜKÜMETİNİN İNTİKAM EĞİLİMİ VAR
Aslında bu gelişmelerin aynı zamanda meydana gelmesi dikkat çekici. Zira Kürt koalisyonu ve Sahva Konseyleri ABDye en yakın iki kesim.
Maliki hükümetinin yürüyüşünü takip edenler, bu hükümetin ülkedeki diğer siyasi güçlerin rolünü ortadan kaldırma ve intikam alma eğilimini teşhis etmekte yanılgıya düşmez.
Irakta yaşanan sıcak gelişmelere komşu ülkelerin çıkarlarından ayrı olarak bakmak mümkün değil. Kürt koalisyonunun rolünün azaltılması, istisnasız Iraka komşu ülkelerin hepsini rahatlatacak bir durum. Bunun sebebi ise, bu ülkelerde yaşayan Kürtlerin, Irak Kürtlerinin elde ettiği anayasal şartları talep edeceğine yönelik endişeleri. Bir kısım komşu ülkeler ise Irakın Arap kimliğinin gerilemesinden endişe duymaktalar.
* Birleşik Arap Emirliklerinde yayımlanan El Beyan gazetesi, Iraklı yazar, 5 Eylül 2008, Arapçadan çeviri: Halil Çelik