Gürüz, şöyle konuştu:
MENAS A.Ş. ve ortakları bugüne kadar ihale, kredi veya başka bir konuda devletle hiçbir işe girmedi. Bundan sonra da girmeyecektir. Bizim usulsüzlükle yolsuzlukla hiçbir işimiz yok. Bizler tamamen onuru ve haysiyeti için yaşayan insanlarız. Çok şükür maddi durumumuz yerinde ve mütevazi bir yaşam sürüyoruz. Ancak, Fırat ile Kılıçdaroğlu arasındaki siyasi çekişmenin mağduru biz olduk. Şirketimizin itibarı çok zedelendi. Daha da önemlisi haysiyetimiz ve şerefimiz hırpalandı. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bu iddiaları ortaya atanlarla başta Kılıçdaroğlu olmak üzere hukuki yollarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Kılıçdaroğlu böyle iddialarda bulunurken Ben bu insanları suçluyorum. Ama doğru değilse çok yıpratıcı bir durum olur diye düşünmesi lazımdı. Onu bu konuda vicdanıyla baş başa bırakıyorum diye konuştu.
İDDİALARA YANIT VERDİ
Gürüz, öncelikle 2003 yılında hayali ihracat yaptıkları biçimindeki suçlamaya değindi. O dönemde Ukraynada bir firmaya 204 ton ürün gönderdiklerini, ancak alıcı firmanın kendisine aynı gemide giden 5 farklı firmaya ait toplam 640 ton ürünün hepsini Ukrayna gümrüğüne MENAS A.Ş.den gönderilmiş gibi bildirdiğini ifade eden Gürüz, Bize isnat edilen suç, Türkiyeden gönderdiğimiz ürünün Ukraynada fazla çıktığıdır. Eğer biz 640 ton ihraç ettiysek, neden 204 ton beyan edelim? Yani niye daha az devlet desteği ve KDV iadesi alalım. Ancak tersi olsaydı, işte o zaman haksız kazanç elde etmiş olurduk diye konuştu.
Şirketlerinin eroin ticareti yaptığı biçimindeki iddianın da gerçeği yansıtmadığını savunan Gürüz, MENAS A.Ş.nin bir nakliye şirketi olmadığını ve herhangi bir TIRı bulunmadığını söyledi.
Yılda, 800 ile 1000 dolayında TIRla yaş sebze ve meyve ile narenciyeyi Mersin ve Antakyada bulunan 20-30 civarındaki firmalardan sağladıkları TIRlarla ihraç ettiklerini anlatan Gürüz, söz konusu TIRda yakalandığı belirtilen eroinle şirketlerinin hiçbir ilgisinin olmadığını, bunun da ilgili makamlarca belirtildiğini vurguladı.
MENAS A.Ş.nin kırmızı hattan yeşil hatta geçme gibi bir istieğinin hiçbir zaman bulunmadığını, uygulamada da böyle bir isteğin söz konusu olmadığını belirten Gürüz, Konuyla ilgili bahsi geçen belgeyi isteyerek inceledim. Belgede kırmızı veya yeşil hatta ilişkin herhangi bir ibare bulunmuyor dedi.
İngiltereye 1994 yılında yaptıkları ihracatın gerçekleşmediğini yönündeki iddianın da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Gürüz, şöyle konuştu:
İskenderun Limanınından ihraç ettiğimiz 75 palet meyveyle ilgili 2000 yılında yapılan incelemede, alıcı firmanın gerçekte olmadığı iddia ediliyor. Oysa incelemenin yapıldığı yılda ihraç yaptığımız firma isim ve adres değişikliğine gitmiş. Bu konuyla ilgili tüm hukuki evraklar elimizde mevcut.
İhracatın gerçekleşmediği yönündeki iddianın ise prim aldıkları bir bankadaki inceleme sonrasında ortaya atıldığını ileri süren Gürüz, şöyle konuştu:
Biz, yaptığımız bu ihracatla ilgili primin bir kısmını Türkiye İş Bankasından bir kısmını da İktisat Bankasından alıyoruz. Ancak İktisat Bankası 2000 yılında bir soruşturma geçiriyor. Yapılan incelemede bankanın düzenlediği evrakların usulüne uygun olmadığı söylenerek bizimle birlikte 200-300 firmaya soruşturma açılıyor. Devlet bizden İktisat Bankasının yaptığı usulsüzlük nedeniyle bu bankadan aldığımız primi geri alıyor. Fakat Türkiye İş Bankasında bir problem çıkmıyor. Biz de istenilen parayı faiziyle birlikte geri ödedikten sonra (biz bu ihracatı gerçekleştirdik. Siz bankanın hatasından dolayı bizden paramızı neden geri aldınız) diyerek dava açıyoruz. Haksız olduğumsuz bir durumda neden dava açalım.