‘Zamansız ölüm’e mektuplar-2
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

‘Zamansız ölüm’e mektuplar-2

“Öldüren iş kolu” kot taşlama atölyelerinde kısa bir süre çalıştıktan sonra iki kardeşiyle birlikte tedavisi imkansız silikozis hastalığına yakalanan Abdülhalim Demir “Leyleğin atılmış yavruları” başlıklı mektubundan sonra yeni bir mektup daha gönderdi.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 19:00 TSİ 07 Ekim 2008 Salı

İSTANBUL - “Ölümün herkes için var olduğunu biliyoruz. Yüreğimizi kanatan ise ölümümüzün zamansız oluşudur. Yirmili otuzlu yaşlarda bir hiç uğruna ölmek kader olmasa gerek” diyen Demir, suçluların cezalandırılmamasını, kendilerine sahip çıkılmasını istiyor ve hepimize zor sorular soruyor: “Sizler ölümü beklemek nedir bilir misiniz? Size doktorlar hastalığınızın tedavisi yok, birkaç yıl içinde öleceksiniz demiş midir? Sizler çocuğunuzun gözlerinin içine bakıp onun büyümesine şahitlik edemeyeceğinizi hiç düşündünüz mü? Sizler sırf başkalarına yük olmamak için hemen ölmeyi düşündünüz mü?” Demir’in bizlerden istediği çok değil: “Belki ölümümüzü engeleyemezsiniz ama ölürken gönlümüzün rahat olmasına, gözümüzün arkada kalmamasına, kırılmış olan kalbimizin onarılmasına sebep olabilirsiniz.”
Haberin devamı

KAMUOYUNA

ÖLÜMÜ BEKLEMEK NEDİR BİLİR MİSİNİZ?
Daha önceki yazımda “leyleğin atılmış yavruları biz miyiz?” diye bir soru sormuştum. Bir buçuk ay geçmesine rağmen bir cevap alabilmiş değilim. Yazdığım yazıdaki gerçekler yani bizim hikayemiz çok ses getirmişti. Ölümü bekleyenlerden mektup var başlığıyla gazeteler manşet olarak yayınladı. İnternet siteleri yoruma açtı. Köşe yazarları üzerine yorum yaptı. Ama sadece oydu, ilerisine gidemedi. Yani ölümü bekleyenleri kimse arayıp derdini sormadı.

Sizler ölümü beklemek nedir bilir misiniz? Size doktorlar hastalığınızın tedavisi yok, birkaç yıl içinde öleceksiniz demiş midir? Sizler çocuğunuzun gözlerinin içine bakıp onun büyümesine şahitlik edemeyeceğinizi hiç düşündünüz mü? Sizler sırf başkalarına yük olmamak için hemen ölmeyi düşündünüz mü? İşte biz bütün bunları düşünüyoruz. Çünkü ölmeyi kurtuluş olarak görüyoruz. Yaşayışımızı başkalarına yük, kendimizi dışlanmış hissediyoruz. Yani atılmış yavrular olduğumuzun kanısına varmışız. Başka yavruların yaşaması için bizim ölmemiz gereklidir.

ATILMIŞ BİR YAVRUYA KİM NİYE CEVAP VERSİN
Bizlere meslek hastalıkları hastanelerinden ‘bu bir meslek hastalığıdır’ diye rapor verilmiş. Yani bu demektir ki, bu insanlar Çalışma Bakanlığı’nın denetiminde görülen işyerlerinde hastalanmışlar. Raporlarımız Çalışma Bakanlığı’na gönderilmiş. Kimimizin 1 yıl, kimimizin 2 yıl önce gönderilmiş ki bizlere sağlık hizmeti verilsin, meslek maaşı bağlansın. Ondan da bir haber yok. Hani demiştik ya atılmış yavrularız. Atılmış bir yavruya kim niye cevap versin, hani cevap verse asıl yavrular yani yuvada kalanlar demeyecekler mi “aman efendim onları atıp bizi tercih etmiştiniz. Bizler asıl evlatlarız, onlar geçicidir. Onlardan çok var, başkaları gelir yerine...”

18 YILLIK SORUM(SUZ)LULUĞU GÖRMEZDEN GELDİLER
Nitekim cevap vermeden asıl evlatlar çıkıp biz bu işi iki yıldır lazerle yapıyoruz. “Hiçbir alakamız yok”, dediler. Herhalde efendilerimiz gibi medyamız da bizi atılmış yavrular olarak kabul etmişler. 20 yıllık bir firmanın 2 yılıyla yetinip örnek tesis diye haberini yaptılar. Yani 18 yıllık bir sorum(suz)luluğu görmezden geldiler. Oysaki en büyük suçlulardan biridir onlar. Çünkü 100 tane kumlama atölyesi açacak güçleri varken açmadılar. Taşeron kulandılar. Yani bu işin bilincindeydiler, binlerce kişinin zarar göreceğini biliyorlardı. O yüzden taşeron kullandılar. Taşeronlarda bunu bir fırsat olarak gördüler. Çoğu taşeronlar bu büyük firmalar tarafından kullanıldıklarını anlamadılar. Çünkü yıllarca aynı işte kendileri de çalışmışlardı.

YÜREĞİMİZİ KANATAN ÖLÜMÜMÜZÜN ZAMANSIZ OLUŞU
Artık bu ülkede bu iş öğrenilmiştir. Şimdi daha ekonomisi düşük Asya ülkelerine taşınıyorlar. Yani oradaki Erhan’lar, Beytullah’lar, Abdulhalim’ler ölüm görevini devir alacaklar. Belki de “efendilerimiz” ölüm takdiri ilahidir gözüyle bakıyorlardır. Bizi görmeyişleri bu sebeptendir. Bizler de Allah’ın takdirine inanıyoruz. Ölümün herkes için var olduğunu biliyoruz. Yüreğimizi kanatan ise ölümümüzün zamansız oluşudur. Yirmili otuzlu yaşlarda bir hiç uğruna ölmek kader olmazsa gerek: İnsanlar birileri tarafından vurulduğunda vuranlar suçlu sıfatıyla, ölüme sebep olmaktan dolayı cezalandırılırlar. Bir deprem esnasında eğer yapılar da can kaybı olunmuşsa o yapıyı yapanların kusuru araştırılır. Eğer kusurluysa cezalandırılır. Bizlerin ölümünde de bütün bu kusurlar gibi, kusurlar ortadadır. Avrupa da insan gücüyle yapılması yasak olan kot kumlama işine ülkemizde izin veriliyor. Bütün bu ölümlere sebep olan çalışma sistemine göz yumuluyor. Tedbiri alınabilirken işverenler masraftan kaçıp ölüme sebep olmuşlar. Denetleme mercilerimiz buna göz yumduğu, görmezden geldiği için suçludur. Şimdi bu diğer bütün ölümlerin suçlarına ceza verildiği gibi bu ölümün de suçlularına ceza verilmelidir. Bu ölümü bekleyen mağdurlara sahip çıkılmalıdır. Bizler tedavisi olmayan bir hastalığın pençesindeyiz.
Belki ölümümüzü engeleyemezsiniz ama ölürken gönlümüzün rahat olmasına, gözümüzün arkada kalmamasına, kırılmış olan kalbimizin onarılmasına sebep olabilirsiniz.

Abdulhalim DEMİR


‘Çaresizce ölümü bekleyenler’den mektup var...


Kot taşlama atölyeleri buharlaştı


Öldüren işkolu: Kot taşlama

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Engin Bodur  - İstanbul
15 Ekim 2008, Çarşamba 14:12  
Türkiyenin moda için öldürülen fokları: Ben insan hakları vakfında işçi olarak çalışıyorum.Hergün insanlışdışı birçok olayla karşılaşıyoruz.Kot kumlama işçilerinin yaşadıkları ise ibret verci.Meslek hastalığı olan ve başka kimsede görülmeyen slikozise yakalanan bu işçi kardeşlerimizin dramı bilerek ölümüne atölyelerde çalıştıran taşaronlardan çok onlara işveren büyük firmaların yalnız olmadığnı gösteriyor.Devlet kurumları ve hükümet de suç ortağı ki bu ölümü bekleyen kardeşlerimize görevini yapıp malulen emekliye sevk etmek ve sorumluları bulmak yerine işi tokuşa sürüyor.

yusuf atlı  - İstanbul
10 Ekim 2008, Cuma 23:48  
yazıklar olsun bu çocukların katilerine yazıklar olsun çalışma bakanlığına; çalışma bakanı derhal bu işe el koymalı ve suçlusu olduğu bu mağdurları emekli etmeli

Meho12  - İstanbul
08 Ekim 2008, Çarşamba 17:27  
Demokratik, laik, insan haklarına saygılı, sosyal hukuk devleti böyle bir şey oluyor demek ki. Utanmadan böyle diyenlerin gözüne bu olayı sokunca hiç vicdan azabı çekiyorlar mı acaba?

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları