YOLPALAS CİNAYETİ
Halide Edib Adıvarın 1936 yılında Pariste kaleme aldığı cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti, 1900lerin başında Şişlide bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbuluna dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbulunu, kentte yaşayan aydınların Türkiyeye ve Avrupaya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor.
Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvarın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayetinin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim. Selim İleri
SON ESERİ
Artık hiçbir ıstıraptan ve azaptan korkmuyorum. Nöbet saatin geçti, artık dinlen, diyecek ölüm borusu çalıncaya kadar insanlık vazifemi yapacağıma sana söz veriyorum Kâmuran. Ve bunu söylerken aşkımızın şimdi muhafızı olmaya lâyık olduğumu hissediyorum. Allaha ısmarladık, Kâmuran! Sana ithaf ettiğim ömrüm, bu Son Eserim[in] herhangi şaheserden fazla sana lâyık olduğuna eminim. (Kitaptan)
Halide Edib Adıvarın 1913 yılında Tanin gazetesinde tefrika edilen romanı Son Eseri, yazarın erken dönem yapıtları arasında yer alıyor. Roman, Bence yazmak, yaşamakla bir. Tıpkı baharda yapraklanan ağaçlar, tomurcuklanan çiçekler gibi, diyen ünlü romancı Feridun Hikmetle genç kadın ressam Kâmuranın ümitsiz aşkını anlatıyor. Feridun Hikmet, karısını elinden aldığı Asım Beyin, Kâmuranın ağabeyi olduğunu öğrenince önce içine kapanıyor, ama sonra aşkın coşkusu galip geliyor. Son Eseri, sağlam psikolojik çözümlemelerle dolu, önemli bir roman.
Can Yayınları daha önce Halide Edib Adıvarın Sinekli Bakkal, Ateşten Gömlek, Mor Salkımlı Ev, Handan, Vurun Kahbeye kitaplarını da yayınlamıştı.