Zonaro, hatıratında anlattığına göre, Piyer Loti, Gautier ve Amicisin hatıratlarını okuduktan sonra Osmanlı şehrine büyük ilgi ve merak duyarak, 1891 yılında İstanbula geldi.
Dönemin İstanbulunda ilk izlenimleri ile oluşturduğu 4 tablosunu kitapçı Zelliche o zaman 25 franka denk gelen 1 Türk Lirası bedelle satılması için emanet eden Zonaro, kısa zamanda sanat çevreleri tarafından büyük takdirle karşılaşarak önemli bir çevre edindi.
Zonaronun saray ressamı olmak üzere padişaha eserlerini sunması ise şöyle oldu: Saray ressamı olmak için sarayın baş teşrifatçısı Münir Paşa ile görüşerek Sultan Abdülhamide Ertuğrul Süvari Alayı Köprüde isimli ünlü eserini sunmak istediğini söyleyen Fausto Zonarodan Münir Paşa, büyük boyutlu bu eseri saraya getirmeden önce Sultanın görmesi için kendisinden resmin bir fotoğrafını istedi.
Ertesi gün resmin fotoğrafını gören Münir Paşanın gözüne, çok beğendiği tabloda bir ayrıntı ilişti. Münir Paşa, tabloda önde elinde tüfek gibi tuttuğu sopayla yürüyüşe katılan yalın ayak oğlan çocuğu ile bir çingene grubunu işaret ederek, Bakın, Padişah Hazretleri yoksulluğu hiç sevmez. Özellikle yoksul insanların var olduğunu düşünemez. Bu oğlanı güzelce giydirmenin bir yolu yok mu? dedi.
 |
| Ertuğrul Süvari Alayı Köprü'de |
Zonaro, bu istek karşısında Münir Paşaya her şeyin yapılabileceğini, ancak o zaman kompozisyonun amacına ulaşmayacağını, her zaman her yerde yürüyüş yapan
askerlerin yanında halktan kişilerin ve onlara uygun adımlar atan, aynı şeyler yapmaktan mutlu çocuklar bulunduğunu, bu çocuğun eserin diyapozu olduğunu ve bu
sebeple dokunmaya cesaret edemeyeceğini anlattı.
Ancak Münir Paşanın Diyelim ki eseri padişah hazretleri beğenerek kabul etti ve bir istek çocuğun oradan kaldırılmasını arzu ettiler, bunu yapmaya razı olur musunuz? sorusu üzerine Zonaro, Evet. Efendi Hazretleri size şimdiden söz veriyorum. Padişah hazretleri onu görmeyecektir bile dedi.
Kendisine sunulan tabloyu çok beğenen Sultan 2. Abdülhamid, Zonaroyu Mecidi Nişanı ve Saray Ressamlığı görevi ile onurlandırdı.
BİR DİLEK: SANAT GALERİSİ KURMAK
Zonaro, saraya girdikten sonra Yıldız Sarayı ve bahçesinde çalışmalar yaparken, Türk-Yunan savaşı patlak verdi.
Savaş devam ederken Sultan Abdülhamid kendisinden Osmanlının Mati (Dömeke) savaşında kazandığı zaferi resmetmesini istedi. Ancak cepheye gitmesine izin
verilmeyen Zonaro, bunun üzerine şehre geri dönen yaralı askerlerden yola çıkarak çeşitli eskiz çalışmaları yaptı ve halen Dolmabahçe Sarayında sergilenen ünlü
Hücum adlı eserini meydana getirdi.
Eseri çok beğenen Sultan 2. Abdülhamid, bu eser karşılığında Zonaroya kendisinden bir dilekte bulunmasını istedi.
Zonaronun talebi, Akaret-i Seniyedeki 50 numaralı evin kendisine bir sanat galerisi kurmak üzere verilmesi talebi oldu. Bu isteği yerine getirilen Zonaro, yıllarca eserlerini bu galeride sergiledi.
SANSÜR VE HAMAM KOMPOZİSYONLARI
Hatıratında anlattığına göre, geliri sergilerin masraflarını karşılayacak ve ileride yerin mülkiyetini almaya yarayacak bir fon oluşturmak üzere bir çekiliş oluşturan Zonaro, hazırladığı çekiliş davetiyelerini İtalyaya göndermek isterken bir sorunla karşılaştı.
Gümrükte takılıp kalan bu biletlerin üzerindeki hilalin silinmesinin istenmesi üzerine Zonaro, öğrencileri ile birlikte sıkı bir çalışma yaparak 1000 adet biletin üzerindeki kadın figürünün saçındaki hilali, mürekkeple eklemeler yaparak bir aksesuar gibi göstermeyi başardı.
Osmanlı ülkesindeki verimli yılları sürdüren yetenekli ressam Zonaroyu Hamamları resmetme konusu cezbetti. Ayasofya yakınındaki bir hamama giden Zonaro, La sieste isimli resminin temasını burada buldu. Ancak resim için bir kadın model bulması gereken Zonaro, bu modeli bulmak için kendi ifadesiyle korkunç yerlere gitti, korkunç insanlarla anlaşmalar yapmak zorunda kaldı.
Zonaro, tabloyu 1902 yılında Torino sergisine, 1903de Romaya, 1904de Londraya gönderdiğini ve tabloyu orada satmayı başardığını, çünkü İstanbula geri dönmesiyle doğacak sonuç dolayısıyla ürperdiğini dile getirdi.
RUFAİ DERVİŞLERİ TABLOSUNDAKİ HATA
Zonaro, daha sonra Üsküdarda ilgisini çeken Rufai dervişlerini resmetmek istedi.
Zikir ayinlerini izlemeye gittiği tekkede Şeyhden izin alarak kendilerini stüdyosuna davet eden Zonaro, derviş ve mürit portreleri etütlerinin ardından tabloyu oluşturmaya başladı.
Tablonun sol tarafından zikreden Rufai dervişlerini, ortaya müritlerin üzerine basan şeyhi yerleştiren Zonaro, dervişlerin arkalarına doğru namazda secde eden bir adam yerleştirdi.
Zonaro, arkadaşı Kami Beyden namaz kılan bir Müslümanın önünde hiçbir şeyin olmaması gerektiğini öğrendiğinde tablodaki bu figürü çıkardı.
 |
| Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'a Girişi |
FATİH SULTAN MEHMEDİN İSTANBULA GELİŞİ
Fausto Zonaro, ilerleyen yıllarda padişahın talebi üzerine Fatih Sultan Mehmed üzerine tarihi resimler yapmaya koyuldu. Dizinin ilk tablosu meşhur topla İstanbulun fethine hazırlanan Fatih Sultan Mehmedin resmiydi.
Fatih Sultan Mehmedin İstanbula Girişi adlı tablonun padişaha gösterileceği gün, bu görevi Arif Bey aldı.
Arif Bey, kısa süre sonra soluk soluğa ve titreyerek dışarı çıktı. Zonaroya 2. Mehmed nerede? Ne yaptınız? Padişah, 2. Mehmedin resmini gördüğünde kendi
resmi sandı. Ne demeliyim? dedi.
Zonaro, Arif Beye, Sakin olunuz efendim. Padişah Hazretlerine 2. Mehmedin yüz hatlarını Venedikte Lajard Galerisinden İstanbula gelen Gentile Bellininin yaptığı orijinal tablodan incelediğimi lütfen bildiriniz. Bellini buraya bizzat 2. Mehmed tarafından portresini yapmak üzere çağrılmıştı. Padişahımız Abdülhamid hazretlerine benziyorsa bunda şaşılacak bir şey yoktur. 2. Mehmed kendilerinin ataları değil midir şeklinde cevap verdi.
Bu açıklamasının Arif Bey tarafından padişaha iletilmesinin ardından Zonaronun aylığına 5 Türk Lirası zam yapıldı.
Bir halife olduğu için kendisinin resminin yapılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemeyen Sultan 2. Abdülhamidi nihayet bir rica mektubu ile ikna eden Zonaro, padişahın başarılı portrelerini yaparak, galerisinde sergiledi.