Babacan, bu zaman diliminde demokrasi ve temel haklar konusunda çalışmalar yaptıklarını, güçlü bir mali sistem ve ekonomiye sahip olmak için gerekli reformları yerine getirdiklerini ifade etti.
AB için gerekli Maastricht kriterlerinin 4te 2sini yerine getirdiklerini belirten Babacan, bugüne kadar çok şey yapıldığını, ancak daha yapacak çok şey olduğunu söyledi.
Bundan sonra da Türkiyedeki demokratik sistem ve temel haklar konusunda iyileştirmelerin ve Anayasada ciddi değişikliklerin yapılması gerektiğini dile getiren Babacan, tüm bu değişikliklerin uygulamaya geçirilmesi için de gerekli adımların atılması gerektiğini kaydetti.
Babacan, ABye katılım sürecinin sadece Türkiyenin dış politikası için değil, iç meselelerinde de stratejik öneme sahip olduğunu ifade ederek, Türkiyenin gelecekte de sağlıklı bir şekilde bu süreci sürdürme niyetinde olduğunu dile getirdi.
Türkiyenin bir ajandaya sahip olduğunu ve reformlar yapmaya devam edeceğini vurgulayan Babacan, yapılacak reformlarla Türkiyenin bundan sonra da değişeceğini ve 5-10 yıl sonra Türkiyenin bugünün Türkiyesi olmayacağını söyledi.
Ali Babacan, Türkiyenin ABye katılım süreci, Türkiye için olduğu gibi AB için de bazı zorluklar barındırıyor. ABnin genişleme sürecine yaklaşımının mevsimsel olarak değiştiğini görüyorum. Bazen ABnin genişlemeye olan isteği artıyor, ancak bazen bu konuda daha fazla tedirginlikler dile getiriliyor şeklinde konuştu.
Babacan, AB içinde de bazı problemler yaşandığını, birliğin kendi içinde bir anayasal anlaşmanın sağlanamadığını belirtti.
ABye katılım sürecinin Türkiyeye fayda sağladığını ve sağlayacağını dile getiren Babacan, muhalefet ve bazı kurumlardan özellikle seçim zamanları gelen eleştirilere karşın Türk insanının yapılan reformlardan memnun olduğunu anlattı.
Türkiyede yaptığımız reformlar komşularımıza yardımcı oluyor. Doğru şeyleri yapmak, diğer ülkelere yardım sağlamada bizim güvenilirliğimizi artırıyor. Balkan ve Ortadoğu ülkeleri gibi komşularımız, Türkiyeyi bir başarı hikayesi olarak görüyor. Komşularımızdan politik ve ekonomik reformlar ve yapılanlar konusunda bilgi almaya gelen delegeleri ağırlıyoruz diyen Babacan, Türkiyenin üyeliği ile ABnin de daha güçlü ve çok sesli hale geleceğini, temsil özelliğinin artacağını ve birliğin komşuları tarafından algılanışının da değişeceğini ifade etti.
HOLLANDA DIŞİŞLERİ BAKANI VERHAGEN
Hollanda Dışişleri Bakanı Maxime Verhagen de Türkiyede meydana gelen son terör saldırısının, teröre karşı uluslararası mücadelenin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, Hollandanın, PKK ile mücadelesinde Türkiyenin arkasında olduğunu söyledi.
AB, tüm gerekli şartları yerine getirdiğinde Türkiyeyi kabul edecektir diyen Verhagen, Hollandanın bu şartları yerine getirmede Türkiyeye destek verdiğini belirterek, Şartlar yerine getirildiğinde sözümüzden geri dönmeyeceğiz şeklinde konuştu.
Katılım sürecinde gerekli şartların açık olduğunu belirten Verhagen, Kopenhag kriterlerinin, istikrarlı bir demokrasi ve azınlık hakları da dahil tüm insan haklarını da garantileyen anayasal devleti gerektirdiğini dile getirdi.
Bu değerlerin, AB için çok önemli ve hiçbir koşulda tartışmaya açılamaz değerler olduğunun altını çizen Verhagen, AB, reform ajandasının tam olarak yerine getirilip getirilmediğini görmek ister. Maalesef reformların son 2 yılda geciktiğini görüyoruz diye konuştu.
Verhagen, özellikle ifade, inanç özgürlüğü ve azınlıkların durumu konusunda gecikmeler olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu beni üzüyor. Çünkü bu özgürlükler ABde kültürel ve dini çeşitliliğe saygı konusunda temel hakları oluşturuyor. 301 konusunda gerekli yasal çerçeve hazırlandı, ancak uygulamasını görmek istiyoruz. Bunlar çok önemli adımlar.
Hollandanın Türkiyeyi reformlar konusunda desteklemek için hazır olduğunu kaydeden Verhagen, katılım sürecinin anahtarının Türkiyenin elinde olduğunu yineledi.
Maxime Verhagen, Tarihi olarak Türkiye bir Avrupa ülkesi değildir anlayışının zavallı bir anlayış olduğunu belirterek, Avrupa ve Türkiyenin ortak bir tarihe sahip olduğunu ve aynı kültürlerin etkisinde kaldığını anlattı.
Verhagen, Türkiyenin katılım sürecinde tartışılan kültür ve din olmamalı, tartışma Türkiyenin ABye hazır olup olmadığı çerçevesinde olmalıdır diye konuştu.
İstanbul Boğazının bugün Asya ve Avrupayı ayıran bir sınır değil, kültürleri birleştiren bir köprü olduğunu vurgulayan Verhagen, Türkiyenin coğrafi konumu ile de bölgesine barış ve istikrar getirebileceğini söyledi.
Verhagen, Türkiyenin Afganistandaki barış çalışmalarını, Suriye ile İsrail arasında oynadığı ara bulucu rolü de takdirle karşıladığını belirterek, nüfusunun çoğu Müslüman ve demokratik bir ülke olan Türkiyenin, Avrupa ile İslam ülkeleri, Orta Asya, Ortadoğu arasında bir köprü olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün Ermenistan ziyaretini de takdirle karşıladığını belirten Verhagen, iki ülke arasındaki politik ilişkilerin yanında ekonomik ilişkilerin de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.