Gelişmekte olan, yükselen piyasa ekonomilerine krizin yansıdığını, Türkiyenin de bunların arasında olduğunu belirten Baykal, turizm, tekstil, otomotiv, inşaat sektörlerinde çok ciddi üretim daralmaları yaşandığını söyledi.
Bunun daha da yaygınlaşacağının anlaşıldığını ifade eden Baykal, şunları kaydetti:
Türkiyede krizin, bizim mali dengemizi ciddi şekilde sarsmakta olduğu, maliyetleri artırmakta olduğu açıkça görülüyor. Şu ana kadar bütün dünya harekete geçip önlem paketleri hazırladığı halde, Amerikada, Avrupada, Çinde çok kapsamlı önlem paketleri hazırlandığı halde bizde böyle bir arayış yok. Sanki şöyle bir anlayış var Hükümette; toplumu ayağa kaldırıp, ilgili çevreleri göreve çağırıp, iş adamlarını, onların ilgili kuruluşlarını, ekonominin önde gelen insanlarını, bürokrasiyi harekete geçirip, hep birlikte sendikalar falan önlem arayalım derse, bu, ekonomi politikasının iflas ettiğini kabul etmesi anlamına gelecek gibi bir duygu içinde. O nedenle de inkar etmeyi tercih ediyor. İnkarla bir yere varmak mümkün değil. Türkiye, ciddi şekilde kriz tehdidine maruzdur ve bir an önce ciddi önlem almak lazım.
KRİZİN TÜKETİM AYAĞI DA VAR
Krizin doğru tespit edilmesi ve doğru politikalarla yaklaşılması gerektiğini ifade eden Baykal, karşı karşıya kalınan krizin hem üretim hem de tüketim yönü bulunduğunu belirtti.
Bir takım büyük fabrikaların dünyada bankaların iflas etmesi ve sıkıntıya girmesi sebebiyle finansman olanaklarını kıstıklarını ve üretim yapamaz hale geldiklerini anlatan Baykal, Türkiyede de otomotiv ve tekstil sektörünün ciddi bir daralma içine girdiğini kaydetti.
Bu sektörleri üretim yapar hale getirme ihtiyacı olduğunu ifade eden Baykal, Bu, Türkiyedeki finans sisteminin, kredi imkanlarının KOBİlere yönelik olarak, üretim yapan fabrikalara yönelik olarak arttırılması zorunluluğunu ortaya koyuyor. Ama sadece böyle bir yaklaşımla bu krizin çözülmesi mümkün değil, çünkü krizin bir de tüketim ayağı var diye konuştu.
İnsanların cebindeki parayı harcayamaz hale geldiğini savunan Baykal, şunları kaydetti:
Onları para harcar, talep üretir, ekonomiyi aşağıdan yukarıya doğru çarkları çevirir hale getirmek lazım. Bunun yolu, sosyal demokrat reçetedir ve bütün dünya şimdi oraya gidiyor. Bakın Bush bir reçete hazırladı. Esas itibarıyla bankaları, sigorta şirketlerini kurtarmaya yönelik bir reçete hazırladı. Demokrat Parti yöneticileri Olmaz dediler. Sadece bu olmaz. Onu yap anladık da. Sen vatandaşı, orta halli, dar gelirli insanları da piyasaya girebilecek, talep yaratacak, alışveriş yapacak noktaya getirmek zorundasın. Bu olmazsa olmaz dediler. O yönde değişiklik önerileri getirdiler.
Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Gordon Brownın katkısıyla ABnin kriz paketinin de sosyal bir nitelik kazandığını belirten Baykal, Vatandaşın alışveriş yapmasını mümkün kılacak desteği katkıyı vermek lazım dedi.
Bu konuda CHPnin ciddi bir hazırlığı olduğunu ifade eden Baykal, memurların ve emeklilerin ücretlerine ciddi zam yapılması, işçi çıkarmayacak işletmelerde işçinin cebine girecek parayı artırmak üzere devletin prim ve vergi yükünden vazgeçmesi, ÖTV ve KDVyi doğal gaz ve elektrikten kaldırmak, çiftçiye ve esnafa sıfır faizli kredi verilmesi gerektiğini söyledi.
IMF ile anlaşma yapılması gerekip gerekmediği yönündeki bir soruya Baykal, IMF ile anlaşmayı bunlar çok geciktirdiler, ekonomiyi bu noktaya getirdikten sonra yapacak birşeyleri yok. Şimdi de bunlar bu arayışa girdiler, ama ne yazık ki geç kaldılar. Geç kaldıkları için IMFnin maliyeti daha da arttı. Bu geldiğimiz noktada artık uluslararası dayanışma şarttır karşılığını verdi.
Uluslararası sistemin güvenini kazanmak gerektiğini vurgulayan Baykal, Çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız, bir an önce Türkiyenin bir atılım yapması lazım dedi.
ALEVİLERİN TALEPLERİ
Alevilerce dile getirilen taleplerle ilgili soru üzerine Baykal, Maalesef Alevi toplumunu da bölmek için onları birbirine düşürmek için sistemli bir çaba, iktidar tarafından himaye ediliyor görüşünü savundu.
Bir demokratik toplumda, toplumun her kesiminin taleplerini, ihtiyaçlarını, önerilerini anlayışla karşılamak, değerlendirmek gerektiğini ifade eden Baykal, Onu bir peşin fikirle uç fikir diye bir kenara itmenin bir anlamı yok. Arkasında onların yüzbinlerce insan var. Yüzbinlerce insanın talebini, kim ne hakla, uç fikir diye bir kenara atabilir. Bunları saygıyla karşılamak lazımdır diye konuştu. Baykal sözlerini şöyle sürdürdü:
Sonra da bunların karşısına başka bazı Alevileri çıkarmak, bu tehlikeli oyun, bu çok sağlıksız, çok yanlış. Bu tuzağa hiç kimsenin düşmemesi gerektiğine inanıyorum. Herkesi dikkatli olmaya çağırıyorum. Bu konuyu Türkiye, iktidarın bu sorumsuz davranışıyla çığırından çıkarmaya izin vermemelidir. Düşünün, bir süre önce bir açılım yaptı iktidar, bir Alevi açılımı yaptı, seçimlere giderken. Ne oldu? Yani niçin onu yaptınız? Hangi somut sonucu aldınız? Taahhütlerinizin hangisini gerçekleştirdiniz? Ne adım attınız? Yani tamamen göstermelik, aldatmacaya yönelik, seçime endekslenmiş bir program. Olmayınca insanlar kendileri çıkıyor bir takım talepler yapıyor. Kulak vereceksin. Kabul edilir, edilmez. Eğer başkaları kabul etmiyorsa onları da çağıracaksın. Onlarla birlikte tartıştıracaksın. Sevgiye ihtiyaç var. Dostluğa, iyi niyetli kucaklamaya ihtiyaç var.
GÜNEYDOĞUDAKİ PROTESTOLAR
Son günlerde güneydoğuda yaşanan olayların çok ön plana çıktığının ve Başbakanın üslubunun sertleştiğinin belirtilmesi ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Baykal, Türkiyede bugün terör konusunun nitelik değiştirmeye başladığını ifade etti.
Baykal, Terör güvenlik güçlerine ya da masum vatandaşlara yönelik bir tehdit konumundaydı. Vuruluyordu, öldürülüyordu, mayın patlıyordu. Şimdi olay değişti, şimdi bir coğrafya üzerinde yer yer hegemonya tesis etme, egemenlik kurma çabasına doğru girdi. Bu tablo bir meydan okuma şeklinde kendisini gösteriyor. Başbakana buraya gelme gibi talimatlar söylüyor. Bunların söylenebilmiş olması beni yüreğimden yaralıyor diye konuştu.
Türkiyede 2002de AK Parti iktidarına sıfır terör teslim edildiğini söyleyen Baykal, şunları kaydetti:
6 yıl sonra geldiğimiz noktada Türkiye çok ciddi tehlikeye, tehdide maruz kaldı. Bunun arkasında yanlış bir terör politikası var. Bu iktidar, başından beri terör sorununu kavramadı. Bu konuda büyük yanlışlıklar yaptı. Terörü onunla uzlaşarak idare edebileceğini sandı. Teröre yön verdiğini düşündüğü çevrelere şirin gözükerek, onların onayını alarak, onların desteğini kazanmaya çalışarak onları idare edebileceğini zannetti. Mümkün değil. Bunların bir siyasi projesi var. Bir iddiası var, ne yaptıklarını biliyorlar, gayet hesaplı.
Terörle bölgedeki insanı ayırmak gerektiğini belirten Baykal, Bölgedeki insanın terörle bütünleşmiş olduğunu kabul etmeye kimsenin hakkı yok. Yok böyle bir şey. Şimdi Başbakan bu hatayı yaptı. Terör çığırından çıktı. Bugün meydan okumaya başlıyor. Çek git diyor. Bunu bir başbakanın söylemeye ne hakkı var. Hangimiz hangimize çek git diyebiliriz. Ne hakla diyebiliriz. Anayasa ortada, hukuk ortada. Bir başbakanın herhangi bir vatandaşa çek git demeye hakkı var mı? dedi.
Terörle etkili bir mücadelenin ihmal edildiğini savunan Baykal, gelinen noktada halkı ve toplumu tedirgin edecek açıklamalar yapıldığını söyledi.
Baykal, Halk bizim halkımızdır. Hiç kimseyi ayrı düşünmeye kimsenin hakkı yoktur. Kimseyi teröristlere teslim etme hakkımız yoktur. Teröristle mücadele kararlılıkla götürülür, ama bölgeye de içtenlikle sahip çıkılır diye konuştu.