Mor Çatı: Kadınlara ve çocuklara yazık olacak!
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Mor Çatı: Kadınlara ve çocuklara yazık olacak!

Beyoğlu Kaymakamlığı maddi gerekçeler ileri sürerek, Kadın Sığınma evindeki Mor Çatı çalışanlarıyla protokolünü iptal ettiğini açıkladı. Bu kararla kadın hareketinin tasfiyesinin amaçlandığını düşünen Mor Çatı gönüllüleri ve feministler tepkili.

Mor Çatı gönüllüsü Ülfet Taylı, sığınak çalışanı Fatma Mefküre ve Dayanışma Merkezi çalışanı Gülsun Kanat.

 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 09:14 TSİ 21 Kasım 2008 Cuma

İSTANBUL - Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele amacıyla kurulan ilk örgütlenme olan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın işbirliğine son vermesine tepkisini, bugün yaptığı basın toplantısıyla dile getirdi. İstanbul’da Sosyal Hizmetler’e ait iki sığınaktan biri olan 17 kadın ve 12 çocuğun kaldığı sığınma evinde, Mor Çatı’nın 5 gönüllüsüyle yollarını ayırıp SHÇEK’ten iki personel istenmiş. Mor Çatı kurucularından Avukat Canan Arın’a göre, “Buranın devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Biz de buradan çıkmamak zorundayız. Gelsinler zorla çıkartsınlar. Biz 1990’dan beri pek çok şeyle mücadele ettik. Bizi kımıldatamazlar. Biz devam ederiz yolumuza, ama olan kadınlara olur çocuklara olur. Kadınlara, çocuklara yazık olur”.
Haberin devamı


DÜNYA BANKASI ÖRNEK PROJE SEÇMİŞTİ
Beyoğlu Kaymakamlığı ile Mor Çatı 2005’te sığınak açılması ile ilgili bir protokol imzaladı. Finansal destek Dünya Bankası tarafından sağlandı. Bu protokol, devlet kurumu ile kadına karşı şiddet konusunda deneyimli bir kadın örgütünün doğrudan işbirliğinin ilk örneğiydi. Proje Dünya Bankası tarafından örnek proje seçilerek ödüllendirilmişti üstelik. Dünya Bankası’nın desteği sona erince sığınağın yürütülmesindeki zorluklar artmaya başladı. Sığınağın psikolog, avukat, psikiyatr, doktor, pedagog ihtiyaçları Mor Çatı tarafından karşılanıyordu.
Önce sığınak çocukevine verilen personel ücreti desteği kesildi. Ücret 6 aydır Mor Çatı’nın bağışlarıyla ödendi. İstanbul Valiliği, Valiliğin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yetkilileri ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ile görüşüldü. Konunun önemini anladıklarını söylemelerine rağmen kaynak sorunu aşılamadı. 10 gün önce de Kaymakamlık, Mor Çatı çalışanlarına 31 Aralık itibarıyla birlikte çalışamayacakları bildirildi. Ödeneğin olmadığı söylendi. Kısa bir süre önce de sıınağa Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHEÇEK) İstanbul İl Müdürlüğü’nden iki personel istendi. Mor Çatı gönüllüleri, kaymakamlığın kararına tepkilerinin gerekçelerini bugün yaptıkları basın toplantısında açıkladılar.

SIĞINAKTAKİ KADINLARA KOCA BULMAYA KALKIYORLAR
“Sığınaklar feminist buluşu” diyen kadınlar, Mor Çatı ile SHEÇEK arasındaki farklı yaklaşımları örneklerle açıkladılar. Mor Çatı gönüllüleri, SHEÇEK’in yaklaşımlarını “eksik, yanlış ve yetersiz” buluyor. Mor Çatı gönüllüsü ve Dayanışma Merkezi çalışanı Gülsun Kanat, SHEÇEK’in çalışmalarının “kadından yana olmadığı”nı söyleyerek şu sözlerle eleştiriyor: “Töreden kaçıp sığınakta kalan kızın babasını arayarak, “Kızınızı öldürecek misiniz?” diye soruyorlar. Baba, “öldürmeyeceğim” derse kızını alabilirsin diyorlar. Ya da sığınağa gelen kadınlara koca bulmaya kalkıyorlar. Sığınakta kalma süresi 9 ay olduğu halde, gerçeği söylemeyip 3 ay kalabilirsiniz, diyorlar.

İlk sığınağı 1996 yılında açan Mor Çatı, kuruluşundan bu yana sığınakların uluslararası standartlara uygun yürütülmesi için model oluşturmaya çalıştı. Mor Çatı gönüllüleri, 20 yıldır şiddete karşı verdikleri mücadeleden geri adım atmak niyetinde olmadığını şu sözlerle açıkladı:

ŞİDDETE KARŞI MÜCADELENİN ÖZNESİYİZ
“Biz kadın örgütüyüz, şiddetle mücadelenin öznesiyiz ve işimiz para bulmak değil” diyen Mor Çatı gönüllüleri, kendilerinin uzmanlıklarını, bilgi ve deneyimlerini sunduklarını, sosyal devlet yaklaşımı içinde kaynak yaratılması gerektiğine dikkat çektiler:
Sığınakların açılması kadınların 20 yıl boyunca sürdürdükleri mücadelenin sonucunda gerçekleşmiştir. Kazandıklarımızdan geri adım atılmasına izin vermeyeceğiz. Yapılan düzenlemelerin uygulanabilmesi, gerekli kaynağın yaratılmasına bağlıdır. Var olan durum ise kadına yönelik şiddete karşı, proje yapmanın ötesinde kalıcı adımlar atılamamıdır. Bu mücadele projecilikle geçiştirilemez. Sadece konukevi adı altında sığınakların açılması değil, bunların uluslararası standartlara uygun yürütülüp yürütülmedikleri de önemlidir. Biz kadın hareketi olarak bu konunun takipçisiyiz. Şiddete karşı mücadelenin öznesiyiz. Sığınakların kadın örgütlerinin çalışmalarına, denetimine açık olmasını savunmaya devam edeceğiz”.
NTVMSNBC’ye konuşan Mor Çatı kurucularından Avukat Canan Arın’a göre, “Amaç, Mor Çatı ve onun feminist yaklaşımının tasfiyesi”.

AMAÇ TEKRAR ŞİDDET UYGULAYAN KOCAYA GERİ GÖNDERMEK
Beyoğlu’nda 2005’ten bu yana çalışıyorduk. Zaman zaman bir kaymakam gidip diğeri gelirken bu işin yürümeyeceğine ilişkin açıklamalar oldu; basına yansıyınca da “Yoo, hayır, yürütülüyor” dendi. Protokolün yenilenmemesi, resmen imzalanmaması, herhangi bir resmi protokol olmadan işin sürdürülmesi bunun göstergesiydi. Yaklaşık 2 yıldır protokolsüz sürdürülüyordu bu iş. Demek ki, biz canımız istediği anda kaytaralım yaklaşımındaydılar. Tekrar tekrar altını çizmemiz gereken şey, bu yapılanların kadına yönelik şiddetin sonlandırılması konusunda siyasi iradenin olmadığını göstermesidir. Kadına yönelik şiddeti sadece bir gösteriş olarak kullanıyorlar. Yani yapıyor musunuz, yapıyoruz. Ama hangi şartlarda yapıyorsunuz? Amaçları, oraya gelen kadınların gözlerini yıldırıp tekrar yaşadıkları o şiddet ortamına geri göndermek. Tekrar şiddet uygulayan kocaya geri göndermek... Bu bir sistem meselesi ve sistematik olarak kadını ikinci sınıf vatandaş diye görmek, onu baskı altında tutmak, onu itaate zorlamak, bağımsız bir birey olduğunu kabul etmemek. Ancak itaat ettiğin sürece varsın demek.
Biz kendi düşüncelerimizi, kendi bakış açımızı uyguluyorduk, bizzat çalışıyorduk orada. Ama mecbur kaldığımızda İstanbul içinde dayanışma içinde olduğumuz başka sığınaklar var.

GELSİNLER ZORLA ÇIKARTSINLAR

Ne Dünya Bankası, ne herhangi başka bir proje bulmak zorunda değiliz. Ne kimse bizi desteklemek zorunda. Buranın devlet tarafından desteklenmesi gerekiyor. Biz de buradan çıkmamak zorundayız. Polis zoruyla bizi tahliye etsinler. Benim görüşüm bu. Gelsinler zorla çıkartsınlar... Bize birşey yapamazlar. Biz 1990’dan beri pek çok şeyle mücadele ettik. Bizi kımıldatamazlar. Biz devam ederiz yolumuza, ama olan kadınlara olur çocuklara olur. Hakikaten kadınlara, çocuklara yazık olur.

KADINLARIN HAYATLARI DEĞİŞTİ

Bizim 1990’dan beri destek verdiğimiz, dayanışma içinde olduğumuz kadınların gerçekten hayatları değişti. Bunlardan bir bölümünün davalarına ben girmiştim. İstanbul dışında olup yıllarca sonra bana kendi hayatının kurtarılması -onların tabiriyle-, çocuklarının kendilerinden çok daha iyi bambaşka hayat sürdürmesinde Mor Çatı desteğinin ne kadar önemli olduğunu söyleyerek telefon eden, teşekkür eden kadınlar var ki, anlatırken bile tüylerim diken diken oluyor. Keçiboynuzu yemek gibi bir şey. Yani bir damla bal için koca bir keçiboynuzunu yiyorsunuz ya. Bizim yaptığımız iş bu.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları