Fransa’da basın özgürlüğü tartışılıyor
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Dünya
ABD'nin Seçimi
Ortadoğu
Irak
Kıbrıs
AB
ABD
Genel
Balkanlar
O.Asya-Kafkaslar
G.Asya-Pasifik
Güney Amerika
Afrika
Dünya basını
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Dünya » Genel

Fransa’da basın özgürlüğü tartışılıyor

Liberation gazetesinin eski genel yayın yönetmeninin sabah saatlerinde kelepçelenerek ve hakaret edilerek gözaltına alınması Fansa’yı karıştırdı. Ülkede basın özgürlüğünün azaldığına dair tartışmalar yapılıyor.

 DİĞER HABERLER

  DÜNYA - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 12:03 TSİ 02 Aralık 2008 Salı

PARİS - Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Liberation’un eski genel yayın müdürü Vittorio de Filippis’in, cuma günü basit bir iftira davası kapsamında sabah erken saatlerde evinden kelepçelenerek ve çocukları önünde kendisine hakaret edilerek alınıp polisler tarafından mahkemeye götürülmesi, siyaset dünyası ile basın sendika ve örgütlerinin sert tepkisine neden olmaya devam ediyor.
Haberin devamı


SAAT 6’DA KAPINIZ ÇALIYORSA GELEN SÜTÇÜ OLMALI
Olaya en sert tepki Liberation gazetesinden geldi. Gazete, başyazısında, “Winston Churchill’in demokrasi için iyi bir tanımlaması vardı. ‘Bu rejimde sabah saat 6’da kapınız çaldığında gelenin sütçü olduğundan emin olabilirsiniz’ derdi. Arkadaşımız Vittorio de Filippis’in kapısı saat 6:40’ta çalındı. Ama gelen sütçü değildi” ifadeleri kullanıldı. Bu tür olayların Fransa’da bayağılaştığına vurgu yapan gazete, polisilerin, özellikle yoksul, az eğitim görmüş veya yabancılara karşı hor görücü ve kaba davranışını parmakla gösterdi.

Vittorio de Filippis, 2006 yılında, genel yayın yönetmeni olduğu Liberation gazetesinin internet sitesinde yayınlanan bir haber yüzünden suçlanıyordu. Söz konusu haber telekom operatörü bir firmanın sahibi hakkındaydı. De Filippis, 28 Kasım Cuma günü kendisini mahkemeye götürmek için evine gelen sivil polisler tarafından kelepçelenmiş, çocukları önünde kendisine hakaret edilmiş ve götürüldüğü mahkemenin bodrumunda da iki kez soyularak aranmıştı.

Olay gerek iktidar gerekse muhalefet partileri tarafından “skandal” olarak yorumlanıyor.

Kültür ve iletişim bakanı Christine Albanel, olayın derhal aydınlatılmasını istedi. İktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) sözcüsü Frederic Lefevbre olayı “sürrealist” olarak tanımladı. Ana muhalefetteki Sosyalist Parti’nin eski kültür bakanı Jack Lang, “ülkem adına utanç duyuyorum” dedi.

GAZETECİLERİN EN FAZLA GÖZALTINA ALINDIĞI ÜLKE
Tüm basın sendikaları tek bir ağızdan olayın basın ve ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığını dile getiriyor ve sessizliğini koruyan adalet bakanınından tatmin edici bir açıklama bekliyorlar.

Paris merkezli “Sınır Tanımayan Muhabirler” örgütü RSF ise Fransa’nın Avrupa’da gazeteciler hakkında en fazla soruşturma açılan ve gazetecilerin en fazla gözaltına alınan ülke olduğuna dikkat çekiyor.

AFP ŞİKETE DÖNÜŞMEYİ PROTESTO EDİYOR
Fransız Haber Ajansı AFP çalışanları da, hükümetin, ajansı özel sektöre açma planlarına ve iktidar partisi üyesi politikacıların ajansın yeterince iktidar lehinde haber yapmadığına dair eleştirilere, internet üzerinde dört dilde bir dilekçeyi imzaya açarak yanıt verdiler. AFP çalışanları söz konusu politikacıların ajansın iktidar partisinin basın açıklamalarını yeterince yansıtmadığına dair eleştirilerine karşı “SOS AFP” adlı bir girişim oluşturarak, internet üzerinde bir protesto dilekçesini imzaya açtılar. Fransızca, İngilizce, İspanyolca ve Almanca yayımlanan dilekçede, statülerinde değişiklik yapılarak AFP’nin hissedarlara açık anonim bir şirkete dönüştürülmek istenmesi protesto ediliyor.

Ülkede pazar günleri yayımlanan “Journal du Dimanche” gazetesi çalışanları da, gazetenin cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye yakınlığıyla bilinen patronunu, cumhurbaşkanı ve hükümet hakkındaki haberlere aşırı derecede müdahale etmekle suçluyorlar. “Journal du Dimache” gazetesi çalışanları tarafından gazetenin sahibi, ünlü Fransız işadamı Arnaud Lagardere’e gönderilen bir mektupta, gazete yönetimi, Sarkozy ve hükümeti hakkındaki haberler konusunda sistematik olarak taraflı davranmakla suçlandı. Gazete çalışanları, gazete yönetiminin cumhurbaşkanı ve hükümet ile arasına mesafe koymadığını, bu durumun da okuyucuların tepkisine neden olduğunu ve gazete satışlarını düşürdüğüne dikkat çekiyorlar.

KAMUYA AİT KURULUŞLARA REKLAM YOK
Fransız hükümetinin kamuya ait radyo ve televizyon kanallarında Ocak 2009’dan itibaren kademeli olarak reklamların kaldırılmasını öngören yasa tasarısı da bu kanallarda çalışanların tepkisine neden oluyor. Kamu kanalları çalışanları, reklam gelirlerinin nasıl telafi edileceğinin netleşmediğini, bunun da işten çıkarmalara yol açabileceğini söylüyorlar. Mecliste görüşmeye başlanan yasa tasarısının değiştirilmesi için muhalefet partileri 800’den fazla değişiklik önergesi hazırladılar.

Fransa, merkezi Paris’te buluınan “Sınır Tanımayan Muhabirler” (RSF) adlı kuruluşun, son dünya basın özgürlüğü klasmanı listesinde 35’inci sırada geliyor. 2002 yılında yayımlanan listede 11’inci sırada yer alan Fransa, özellikle gazetecilerin haber kaynaklarının gizli tutulmasına yönelik ihlaller nedeniyle eleştirilmekte.

Fransız devleti bir üniversite gazetesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle geçen hafta AİHM tarafından para cezasına da mahkum edildi.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

FAHRETTİN CEYLAN  - İzmir
01 Aralık 2008, Pazartesi 18:12  
Çağdaş ve Batı Demokrasileri olarak bildiğimiz Ülkelerde 11 Eylül olaylarından bu yana adeta büyük değişimler yaşanmaktadır,elbette Fransa"daki bu ve benzeri olaylar buna sadece birer örnektir,ancak öyle zannediyorum ki GLOBAL KRİZİN yarattığı ve yaratacağı Sosyal ve Siyasal neticeleri ve bu neticelerin zamanla bölgesel savaşları tetikleme ihtimali ile diğer gerilimlere sürüklenme ihtimalleri DÜNYADA VE BİLHASSA BATILI DEMOKRASİLERİ VE ÖZGÜRLÜKLERİ CİDDİ ANLAMDA SARSABİLİR VE TEHLİKEYE DÜŞÜRÜR,DEVLET ELİ İLE VEYA TOPLUMSAL REAKSİYONLAR İLE TOTALİTER VE FAŞİZMİ ANDIRAN UYGULAMALAR ARTABİLİR???

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları